Düş Bahçesinin Hamalı

Düş Bahçesinin Hamalı

Yılların değiştiremediği, 

En nadide aşkları tanıdım ben, 

En saf sevdalardan geçtim.. 

Bir yanımda tomurcuklanmış umutlar,

Öte yanımda küllenmiş yangınlar vardı, 

Birçok aşkın künyesini taşıdım cebimde;

Suskunluğun bile yankı bıraktığı,

Soluksuz roman gibi sürdü bazı yüzler...



Her yüz;

Gecenin alnına yazılmış sırlar gibiydi;

Unutuldukça çoğalan,

Hatırlandıkça kanayan, 

Ben;

İşlemediğim yalnızlıkların sanığı, 

Vedasız ayrılıklara alışalı,

Veda etmeyi değil,

Vedasız kalmayı öğrendi içimdeki çocuk... 



Gün ışığı uğramaz oldu

Hatıralarımın rutubetli avlusuna;

Her mevsim biraz daha eksildi göğüm,

Her akşam biraz daha çoğaldı gölgem.

Onları sevdim.. 

Bir ağacın toprağa bağlılığı kadar,

Bir nehrin denize duyduğu kader kadar,

Bir kuşun göğe duyduğu mecburiyet kadar...



Kaç baharı diri diri gömdüm 

İçimin kuytularına,

Kaç kuşu susturdum

Kanat sesleri duyulmasın diye.. 

Ne zaman bir güzelliğe dokunsam,

Kanar geçmişim, 

Ne zaman bir sevdaya inansam,

Bir yerlerden ihanet sızar, 

Parmak uçlarım hâlâ

Cam kırıklarından örülü bir kader taşır;

Dokunduğum her şey kanarken,

Ben her acıyı saklamayı marifet bildim... 



İnsan en çok da, 

Sadakatinden yaralanıyormuş meğer, 

Sözlerim sadakatin suyunda yıkanmıştı oysa,

Ekmeğim kadar helal,

Annemin duası kadar temiz,

Çocukluğum kadar savunmasız, 

Yalnızlığım kadar sahici, 

Ama dudaklar,

ihanetin paslı alfabesini ezberliyordu çoktan, 

Şimdi dönüp bakınca,

Ömrümün en uzun yolu

Kimseye varamayan yollarmış... 



Gün görmez oldu çocukluğumun avlusu, 

Pencerelerime küf tuttu zaman, 

Saatler hep aynı acının etrafında, 

Dönüp duran yorulmuş akreplere dönüştü, 

Sonra öğrendim;

Bazı gidişlerin ayak sesi olmazmış, 

Bazı vedalar;

Bir cümlenin ortasında bırakılan nokta kadar sessiz,

Bir mezar taşı kadar da kesin olurmuş...



Giderayak yazılmış, 

Yarım bir mektup gibi kalmışım, 

Ömrünün son istasyonunda bekleyen

eski bir yolcu, 

Zamanın unutkan masasında, 

Ne adım tamamlanmış,

Ne de içimdeki son cümle, 

Valizimde birkaç kırık düş,

Birkaç sararmış mektup,

Birkaç da tamamlanamamış şiir... 



Ve ben;

Başkalarının düşlerini sırtında eskiten,

Kendi bahçesine bir tek çiçek taşıyamayan

O yorgun hamal;

Başkalarının umutlarını büyütürken

Kendi göğünde mevsim tüketen adam... 


Şimdi geceleri,

Yıldızların altında oturup, 

Kaybettiğim mevsimlerin yoklamasını alıyorum, 

Sadece rüzgâr biliyor;

Bir ömür boyunca,  

Kaç geceyi sabaha taşıdığımı,

Kaç baharı toprağa verdiğimi,

Kaç kez küllerimden doğup, 

Yeniden yıkıldığımı... 

14 Temmuz 2026 257 şiiri var.
Beğenenler (2)
Yorumlar