Edebî Bir Ağıt
Kelimelerim manasız geliyor,
Hayatın manasızlığı içinde anlam aramak gibi.
Kuru otları yeşertme çabası,
Yüreğimde gömdüklerimse kalanların abası.
Vakitleri sayıyorum yok oluşu beklerken,
Aynadaki arkadaşla el sıkışıyoruz; bugün değil.
Dayan çekmediğin acıların yamacını!
Ne bu keder ki, kimsin ki sen?
Ne bu yük, ne bu buhran...
Sevmek istiyor olabilirsin,
Yağmak bir yağmur gibi toprağa,
Süzülmek bir kuş gibi semaya,
Erişmek istiyor olabilirsin her bir varlığa.
Kaynıyor göğüs kafesimde,
Yakıyor ciğerlerimi.
Zaptetmek kederi, geceyi...
Gitmek fezaya, çıkmak semaya,
Varmak yâra bir çırpıda,
Var olmak bir tutam gözyaşında.
Her keder, her yaşam toplansa yamacımda,
Görürüm tekrar aynadaki arkadaşı.
Rüyamda ne gördüm biliyor musun?
Bir arkadaşım bana "çok kırılgan" diyordu.
Evet, kırılganım.
Biri başımdan naif bir elle okşasın, çocuk olayım. Çocuk olayım ki görmeyeyim karanlığı, Anlamayayım hayat neymiş, ben kimmişim. Şefkat mi eksik, sevgi mi bilmem ama ben tam değilim.
Evet, kırılganım.
Kırılgan insanlar için değilse bu dünya, neresidir yaşanabilecek bir yuva?
İnanmak mı kurtaracak bizi, yoksa bu hayattan kaybolmak mı?



