Eldivenle Sevilen
Her yokluk bir cevaptı, ben sustukça çoğaldı.
Yalana çağrıydı aşk, küskün bir hatıraydı yokluğu.
Yokluğu kıyam, varlığı, yokluğuna kıyım sevdiğim.
Bir taş attım gönlümün penceresine; cam çatladı, içeri soğuk doldu.
Yokluğum firarın bedeliyken, susuşum uzak bir şehrin cebine bırakılan taş gibidir.
Kimse bilmez ama ağırlığınca altın sayılır gidenin ardından.
Ben, böğrüme oturan acının evladıyım.
Yokluğunda doğuyorum.
Gittiği yolları ezberlerken, takım elbisesinin içinde sportif bir unutuş oluyorum.
Aşkla giyilemem.
Yarı çıplak bir umudun üstünü örter şefkatli omuzlarında aşk.
Ben, bitenin adıyım.
Kurcalama saadetimin dökülen kirpiklerini.
Elvedayım, eldivenle sevilen.
Bitiş tarihi geçmiş bir sevilişim.
Her evrende ben, kendine bakışında onu gören.
Ve o, sevmeyi bende öğrenecekti.
Kaldı.
Dilara AKSOY