Emir Kipinde Dün Batımı
Günlerden bir gün, düşersem çetrefilli bir sokak arasında
Şehre dökülen kapkara karla örtün üstümü
Göz kapaklarıma menekşeler çizin
Dudaklarıma buruk bir gülümseme
Ellerime umut tutuşturun,
Gazete sayfalarından koparılmış harfler dolayın saçlarıma
Gövdeme hafif bir esinti üfleyin
Taze asfalt kokusu dinsin diye
Burnuma mavi bir gül tutun.
Dün batımlarında kalmış ruhumu
taze çim kokusuyla sarın.
İçime çekemediğim her sevinç için ağlayın sonra
Naaşımı her dinin evinden geçirin
Her mezar taşına sürün bileklerimi
Parmak uçlarımdan akan hasretleri toplayın ardımdan
Benimle beraber gömün sılanın bağrına.
Eğer olur da dikilirsem ayağa, bir sokak köşesinde
Billie'den kalma cızırtılı şarkılar çalın cadde başlarında
Mor bir kurdele gibi sararken gece yeryüzünü
Yürüyen naaşıma yaşıyormuş gibi davranın
İnsan olmanın umudunu içinde taşıyan bir cesede bakar gibi
İzlemeyin adımlarımı.
Ardımda bıraktığım her geçmiş tanesini evlerinizin başköşesine asın
Sokak lambalarına sardığım keder tohumlarım büyürken
Karanlık gözlerinizi almasın diye, ışıklarınızı açın.
Nispet yapın bana, mutluluklarınızla.
Kendinizden geçin, kendinizi insan sanın.
Ben ayak izi bırakmayan adımlarla yürürken aranızda
Kesif kokusu zihni delen gözyaşlarımla yıkanın.
Arının günahlarınız karşısında,
Saç tellerimi saran aleve biraz daha yaklaşın.
Gözlerimin gerisinde kalmış çok uzun zamanları
Boynunuzda taşıyın
Taşıyın ki kendi geçirmişlikleriniz için
Tanrı'ya minnettar kalın.