Esin Bre Yeller Esin !
ESİN BRE YELLER ESİN !
Geceyi bitirdim de seni sabaha anlattım
Güneşin sancısı var işi çok biliyor musun
Sahil kasabasında sesimi yele dinlettim
Ayak sesleri tenha değil işitiyor musun
Balıklar dersen sorma, ekmek kırıntısı attım
Martılar mı ? kur yapar dururlar, duyuyor musun
Başı sonu belirsiz dünyaya sesimi kattım
Çığlıklarım karışmış anlayabiliyor musun
Bu telaş içindeyken gündüz kapanmadan, tarttım
Avucumdaki yürek, hazin yolculukta masum !...
Ve... gözüme yapışan ürperme , gitmeyi seçti
Bakışı mavi sular bir hatıra bırak dedi
Başlayan rüya içinden bir deniz kızı geçti
Yarattığın hevesi al okyanusa ak dedi
Şu çakıl taşlarına en tatlı sesimle akıp
Hayat dolu bahçemi ,her anımı, her rengimi
Velhasıl'ı biriken köpüklerimi de kapıp
Ruhumun düğümünde bulurum belki dengimi
Tutuşan yalnızlığı gökte perde perde yakıp
Bir inci tanesi misâlde görürüm kendimi
Ay rüyamı kuşatan bulutlarımı da alıp.
Üzgünüm ; susmuşluğum gömdü sevdanı sulara
Kumsallara yazdığım ismini döktüm de yine
Üzerimden bir el ki attı hüznü kuyulara
Heykel kibarı; beni çeken deniz fenerine
Şu buzlu ışığıyla nasıl da vurur duvara
Gök kırlığında sanki ay ışığında define.
Dedim ya...Gömülüyorum başıboş derinlere
Ayağım boşlukta yüzlerce balığın yüzgeci
Bırakıyorum bedenimi sonsuz enginlere
Üryan aşktan kaçan ben ;suya saçılan mülteci
Senden kaçtıkça kıyı seni bana getirmesin
Gece ayaklandı titreyen ay berraklığında
Yosunlara dalgaya hıçkırıklarım girmesin
Yırtılan yelken gibi mavi ışık aklığında
Sensiz kayboluyorum !!...esin bre yeller esin
İyot kokusuyla sessizlik soluğuma sinsin
Nihâl MİRDOĞAN