Eskimeyen Sevdadır
Seni kadim bir şehrin yıkıntısında buldum.
Avuçlarında kan ve kül, saçlarından sızan bir tarih...
Göğsünde direnen, insanla yaşıt kederdi;
Karanlığı yırtıp da fışkıran, toprağı yaran koyu bir umut.
Nasıl ağır bir düştür bu, uykularımı parçalayan?
Kirpiklerinden içime sızan alev, soluğumda dinmez bir yangı.
Hüzzam kokan boşluğa bağırsam adını;
Ben dipsiz, ben alabildiğine yalnız...
Dağları kanatır sesim, yine de her şey yalnız senden döner bana.
Üşürsen esen yaman rüzgârda, göğsümü sana yurt eyledim;
Böyle kazınır ömrün kütüğüne, böyle dağlanır bu sevda.
Acıyı saklamakta mahir bir eşkıya, hüznü sırtlamakta arifim şimdi.
Gözlerinin kıyısında bir ömür susmaya, kül olmaya razı...
İsterse yıkılsın gökyüzü üstümüze,
İster kalleş bir pusuda dursun zaman.
Talan edilen bu coğrafyada seni sevmek;
Bütün yıkıntılara inat, direnişin eskimeyen gerçeğidir.
