Falcı Cono Kadın !
Güneş tepelerin ardından yarına gebe dolanırken,
Ay yüzlümün ;
sülieti bir tablo gibi gökyüzüne çiziliyor,
Gecenin, sessizliğini, yarasalar ve Baykuşlar bozarken,
Takalar, kıyıya yanaşmış,
dubalara beni özgürlüğe bırak der gibi tak, tuk vuruyor...
Marina'nın girişinde bir külçe taşın üzerindeyim,
gelenin, geçenin, göçenin hesabını tutuyorum...
Körkütük Recai eli boş dönüyor,
şişeyi tutuşundan belli, ineğin !
Şıllık Emine'nin oğulları şanslı..
Ağlarını yırtan balığı itina ile ağdan kurtarıyor..
Oturduğum yerden,
Yönümü Falezlere çeviriyorum,
Şehrin neon ışıkları gözlerimi kamaştırıyor
Bir Cono falcı kadının dediğine göre,
eğer sigaranın tamamını içip,
külünü yere düşürmeden içersem,
sevdiğime kavuşurmuşum..!
Bu ikinci paketim....!
Zaman dilimi ilerliyor,
zaman durdu diyenlere inat,
gün ağarırken,
geceden hafızama kazılan,
sadece;
Yine aynı değişmez sülietin ve,
Falcı Cono kadının dedikleri...
Ellerim cepte miskin, miskin,
evin yolunu tutarken,
üçüncü paketi açıyorum...
Çıkan sert rüzgara rağmen,
sigaramın külünü düşürmeden içebilmek,
Ve ;
Sana Kavuşabilmek....
Güneş ile beraber seni kaybettiğim o gün,
Baykuşların acı haber verdikleri gece de,
Ben yine seni bekliyorum,
Özlemle, sevgi ile, hasret ile...
Prangaları taktığın yerde....
Antalya lanetli Geceler.