Görünmez Halat
Kaderden çırpınırcasına bir dilek diledim:
Sabaha uyandığımda, ruhumda bir şenlik olsun;
Öyle bir şenlik ki herkes katılsın;
Yeni açmış ağaçlar, güzel kokulu çiçekler,
Cıvıldaşan kuşlar, yan yana yürüyen çiftler..
Saflık, güzellik adı altında toplanıp,
Kutlasınlar bu biricik hayatı.
Beni de kutsasınlar tutkularından damlayan suyla,
Ben de alayım nasibimi.
Bazen yüzleşiyorum kaderle, ne demekse bu artık.
Uzaklara dalıp, hiç düşünmeden,
Bulunduğum herhangi bir anda fark ediyorum:
Benliğim bana itaat etmezken,
İsyankârken ben,
Sürükleniyorum kader tarafından.
Karar vermeden harekete geçmiş,
Düşünmeden eyleme geçmiş oluyorum,
Hatta bazen,
Hissetmeden hissediyorum.
İstemeden doğduğumuz dünyaya,
İstemeyerek gidiyoruz.
Kaderin kendisi koca bir ironiyken,
Kendi kararlarımızı ciddiye almak,
Bir o kadar ironik kaçmıyor mu ?
Hayata direnmek için harcanan enerjiyi,
Saf ve temiz duyguları beslemeye ayırmak...
Hayatı çekilebilir kılmak ya da bir şenlik kurmak.
Zannetmeden yaşamak ve yorulmamak gerek;
Zaten bir çırpıda yaşayıp gitmiyor muyuz?
Büyük hayaller eşliğinde yürürken hedefe,
Bazen kayboluyor gidilen yol.
Bazense yolun büyüklüğü içinde kayboluyoruz biz;
Dünyanın, evrenin yanındaki o cılız katkısı gibi.
Sarf ediyorum bu sözleri,
Bir şey ifade etsin diye değil.
Edemez zaten.
İnsanlığın cılız yaşam ikileminde sözler ne ifade edebilir ki ?
Ben sadece hayatı hissetmek
Küçüklüğümden korkmak yerine
Yaşamın büyüklüğüne katılmak, onunla bir olmak istiyorum.
İster kuru toprak olsun,
İster tutku dolu duygularla beni içine çekmesi...
