Görüş Günü / Kavuşma



Kalbimin gümbürtüsünden duymamışım hiç
Merdivenleri çıkışındaki
O ıslak ayak seslerini
Bırak ayak seslerini
Günlerdir açmadığım kapının
O gıcık gıcırtısını bile fark etmemişim hiç



Ve işte karşımdasın sevdiğim
Bekledikçe ölüp ölüp dirildiğim
Ah ne çok özledim seni bir bilsen
Ne çok hem de



" "

Önce gözlerinin o utangaç ışığı girdi kapıdan
Sonra mahcubiyetten kızaran yüzündeki tebessüm
Ve beni her zaman uyuşturan o bakışları
Bakışları ki sığınak
Bakışları ki mabet
Bakışları ki aşk merasimi
Ardından da sırılsıklam hasret kokan gölgesi

" "


Ee ne duruyorsun girsene içeri sevdiğim
Hadi gel
Bak gölgen ve getirdiğin huzur içeride bile
Hadi çıkart ayakkabını da geç hadi
Olsun kuruturuz onları da çoraplarını da
Mübarek ne yağdı ama değil mi



Merak etme sen
Soba yanıyor cayır cayır
Durma öyle şaşkın şaşkın
Hadi geç
Bu ne şimdi
Sanki ilk gibi
Misafir gibi


" "
Şemsiyeye rağmen yüzüne dokunmuş demek ki yağmur
Demek ki yağmur da
Ben gibi özlemiş cildini


Ah lanet olsun
Saçlarından süzülen o damlalara
Benden önce okşamış yüzünü

" "


Neden başın eğik ki hala canına yandığım
Oysa gözlerim ne çok...



Neyse
Boş ver şimdi bunları
Buradasın ya
Boş verelim her şeyi


Çok üşümüşsündür sen şimdi
Geç hadi
Geç şöyle içeri



" "
Acaba güzelliğinden çok sakinliğine mi aşık oldum
Hareketlerindeki ahenge mi yoksa
Yoksa sesindeki dinginliğe mi
Oysa ilk gördüğümde
Ne bu güzelliklerini biliyordum
Ne de beni daha da aşık eden diğer özelliklerini


Sadece gözlerini bildim önce o kadar
Diye düşündüm nedense
Yürürken sevdiceğim önümde

" "


Kusura bakma oda fazla dumanlı
İçerisi soğumasın diye pencereyi açamadım sigara içerken
Biraz da fazla kaçırdım sanırım
Sabırsızlıkla seni beklerken


Nasıl bir yağmursa
Mübarek şemsiye bile kâr etmemiş
Hadi çıkar pardösünü de sobanın arkasına asayım


Bak ayakkabıların da şuraya koyuyorum
Kurur hemencecik



Hazır çıkartmışken pardösünü artık sarılsak mı diyorum hani
Çok mu bile bekledik ne


Hoş geldin yeniden
Ah aşkım
Ne çok...


......


Off ne çok özlemişim

Kusuruma bakma ama
O kadar sıkı sıkıya sarılıp
Uzun uzadıya öpmeme
Kokunu onca içime çekmeme rağmen
Yetmedi
Kesilmedi özlemimi hiç biri


Dur biraz daha istiyorum

......

Bak bu daha iyi geldi işte


Ama söyleyeyim yine de yetmedi haaa
Sonra telafi edeceğim bak demedin deme



Geç otur şöyle sobanın yanına
Sıcak çorba da yaptım hazır
Aç değilsen şayet çay da taze
Şu ıslak kıyafetlerinle ilgilenip hemen geliyorum
Birazdan ısıtırım ellerini ellerimle



" "

Hep böyle mi olur acaba
O kadar beklenen an gelir
O kadar hayaller kurulur o an için
İçin de
Nedense kimseden ses çıkmaz
Beklerken akıldan geçen söylenecek sözler dile gelmez
Yoksa kısa süreceği için midir bu susuş
Daha başlar başlamaz kavuşma
Ayrılık derdine düşüldüğü için midir peşinden



Olsun yanımda ya yeter bana
Başı omuzunda
Eli elimde
Kokusu içimde ya daha ne olsun



Keşke saat sussa da hiç konuşmasa
Yalnızlık ve karamsarlığım pusuda zaten
O gidince düşeceksin elimize der gibi
Sinsice ve kinle bakıyorlar bize
Anahtar deliğinden gizlice


Bu kaçıncı içmeden çay dolduruşum
Kaçıncı kendi kendine biten sigara
Ellerimizi bıraksak içeceğiz belki
Ama kimin umurunda ki şimdi çay sigara
Biz hala suskunuz
Ve ne güzel ki hâlâ sarmaş dolaş


Ki ben zaten sessizliği iyi tanırım
O da beni
Severim de kendisini
Hatta yalnızlığımı bile sessizliği yüzden severim

Ama bu sessizlik başka
Bambaşka
Hiç bitmese keşke denilen türden

" "



Hatırladın mı
Nasıl da çarpmıştım terminalde sana
Hani o temiz kalpli
O siyah beyaz Yeşilçam filmlerindeki gibi
Aslında hep saçma gelmiştir o sahneler bana
Nasipte yaşamak varmış ve ne iyi olmuş değil mi
(Dedim de şükür başlayabildik sohbete)


Sonra güldük
Ne kadar anlamsız şey varsa hepsine güldük
Karnımız ağrıyana
Gözümüzden yaş akana kadar katıla katıla güldük olura olmaza
Kederlendik kimi zaman sustuk
Sonra bulduk bir şaçmalık daha ona güldük
Efkârlandık kimi zaman somurttuk
Sonra anlattıkça sakarlıklarımı onlara güldük



Kapalı televizyondaki yansımamıza baktık
Daha da çok yanaştık
Bu sefer aynı anda gülüştük
Güldükçe sallanan göbeğime baktık güldük
Ama ne çok güldük


Sonra cama çizdiğim
Sızan sudan dağılmış
Viraneye dönmüş ev resmini gördü
Güldü
Ben gülmedim
O ev ikimiz içindi
Silinince hüzün çöktü içime
O da anladı gülmedi sonra

" "


Sonra gözlerime baktı
Tebessüm etti
Tebessüm ettim
Gülüşemedik



Sonra başını eğdi
Ellerini tutan ellerimi seyretti sıktı
Yine sustuk
Hep sustuk
Sadece
Sustuk



Sonra horozlu saate baktık
Gülmedik bu sefer sustuk
Yağmura baktık sustuk
Buluta baktık sustuk
Pencerede silinen eve baktık
Eser kalmamıştı daha çok üzüldük



Bir ara yerinde kımıldar gibi oldu
Sanki kalkacak gibi
Gidecek gibi
Sanki ben gideyim artık der gibi oldu
Elini sımsıkı tuttum
Yalvardı gözlerim
Sustuk
Susuştuk



Zaten biz
Birbirimizden uzaktayken de
Herkese
Her şeye hep susmuştuk


Şimdi yan yana susuyorduk
Oturduk işte öylece
Ele ele
Göz göze
Diz dize sustuk


Sustukça bir birimize sokulduk
Daha bir güzel sustuk
Daha bir özledik
Daha çok sokulduk
Birbirimize susadığımızı anlayarak sustuk sonra
Çok da güzel sustuk



Sonra
Sonra
Soluk soluğa sustuk


-------------


Görüş Günü isimli şiiri
üçlemesinin ikinci bölümüdür.


19.10.1994 * 19/07/2020




30 Kasım 2021 180 şiiri var.
Beğenenler (8)
Yorumlar (4)
  • 5 ay önce

    S/usumuzda kaldı söylenmeyenler finali merakla bekliyorum şair

  • 5 ay önce

    Bizde susa susa, anı yaşadık soluk soluğa... Kutlarım Uğur