Gün Batımı Sensizlik
mavi kepenkleri iniyor günün
hüzün sarısı vuruyor camlara
şimdi sokakları dolaşan
ebruli gölgeleri akşamın
durulur telaşı şehrin birazdan
sokak lambasını alıp koynuna
yalnızlığa soyunur kaldırımlar
yoksul düşlerini yakar evlerin ışıkları
dört duvar mahremine kapanır
suskun kapılar
ve ben bir sensizlik gecesinde daha
sığamaz olurum gizlerimin ardına
kül rengi bulutlar süpürür anılarımı
ağıtsız gömerim gönül kuytularıma
tütün sargılı yaralarımı
ben yar derim
yar yerinden bölünür yüreğim
buruk bir çay tadında nemlenirken dudağım
kurşun gibi yalnızlık döker avuçlarıma
takvimlerden yağan gün batımları
nasıl da tenime batar kahrolası tik-takları
kırıklarına bölünür kırılası saatler
ve bir martı çığlığı seker sokak ayazından
özlem yükler bir deniz rüzgârına
gecenin moruna saklar korkularını
hatırlar mısın bilmem
ılgın soluklu bir iskele akşamında
yıldız kırığı yağıyordu saçlarımıza
sen sonsuz bir aşkı fısıldıyordun
ben taflan yeşili gözlerine sığınıyordum
usulca
inadına lacivert okşuyordun
umutlarımı
şimdi dört yanımıza ayrılık kusuyor zaman
uzak iklimlerde üşüyor ellerim
son kez daha şiire düşüyor yolum
dilimde söylenmemiş imgeler
gözyaşımda sen
doğurgan mevsimlerden kopup
doğduğun günü muştuluyor gündönümleri
bir kar gününde daha
yüreğimin nasırına basıyor sevişlerin
hani diyorum
timsah dokunuşlu kumsal yutmasa çığlıklarımı
çeksen şu büyülü köpükleri
gözlerimden
25 Aralık 2009