Güneşe Saklanıyordu Şehir
Zaman buyurgan
An kötürüm
Çelimsiz parmak kaldıran sözler
Alt yazılar silinmiş iyice
Bilmek yorgunu hallerim,
Sıkı sarılan çile
Şiirler kâğıt mendilli,
Gülsuyu dökmüşüz üzerine
Su sesiyiz sessiz, çatlak vazoda
Çiçeklerimiz soluk defter arasında
Noktalama işaretleriyiz bu hikâyede
Tuval siyah
Fırça darbesidir bu beyaza
Sevdalar cimri,
Dünü ter yaparken avuçlarıma
Güneşe saklanıyordu şehir
Dualar serptik kaldırımlarına
Yarın kısalmış, dün uzun uzadıya
Tükenen zamanda,
Dört dönüyor yine dünya
Sudan ucuz yaşamak
Bulana, durula
Susuyor uzundur zaman
Canıma da susadım bir ara
Çöllerim de kumsuz şimdi
Boşalmış yanıyım kum saatinin
Yaşamak mesafe koyacak aramıza
Yokluğumu bağışlarken kalanıma
Süzdü yeşilimi,
Sarı ve mavi
Can bedende hala
Gök güz
Evvelim ahir
Vaktimi tanrım bilir de
Sanki var gibi biraz daha
Gerçek göçkün,
Kabul gününde yalnızlığın
Bu gayrı resmi bir veda
Suadiyenisanikibinyirmibeş
Demir Mutlugil
