Hafiflemek
Olduğum yerde usulca buharlaşmak,
Bulutlara karışıp gözden kaybolmak istiyorum.
Uzak bir ovada isimsiz bir sis olmak,
Susayan toprağa yağmur olup can vermek istiyorum.
Her sabah hükmü okunmamış, korkunç bir davaya uyanıyorum.
Pencerenin ardından, yağmur sesi gibi,
Uzaktan dinlemek istiyorum hayatı.
Güz geldi; yapraklar döküldükçe ben ağırlaşıyorum.
İçimde bitmez bir şenlik, dışımda ağır bir eylemsizlik,
Mıhlandığım bu yerde meçhul bir anı bekliyorum.
Kendi gürültümden yorulmuşum.
Olduğum yere öylece uzanmak,
Bir daha yerimden hiç kalkmamak...
Evrenler arası sessiz bir seyahate çıkıp,
Uzaklardan sadece insanlığı izlemek istiyorum.
Oysa hayat henüz hükmünü okumadı.
Bu ağırlıktan bir kere olsun kurtulmak,
Beni koşulsuz anlayan bir gönülde sevmeyi öğrenmek,
Çocukça gülmek, yağmur gibi ağlamak istiyorum.
Bir bulut kaybolarak değil, yağarak hafifler;
Ben de birinin avucuna yağmak istiyorum.
Sonra sadece var olmak gökyüzünde,
İçi boşalmış, pofuduk ve hafif.