Hasret
Hasret eski bir mektup gibi kokar
Camda yağmur içinde adın saklı
Tren düdüğüyle uzar geceler
Boş sandalyende çay soğur usulca
Yastıkta saçının gölgesi durur
Kuşlar göçer ben burada kalırım
Deniz sensiz sahil boş kalıyor
Ayın altında adını sayıklarım
Hasret ince bir bıçak canı acıtır
Gözlerimde beklerim gelirsin diye
Bir gün dönersen kapım açık
Hasret biter mi bilmem belki yarın
