Hayal-i Ekber
Bazı kelimelerin sert duvarlara çarptığı zamanlara denk gelir ''eyvallah'' nidası...
Açıklaması zor hezeyenlara kuzak açabilir bir kadın!
Görmeden, duymadan hayal ettiği adam uğruna asabilir bedenini...
Hayal-i ekber!
Sabahul hayr...
Sabahen nur!
Sökmeden güneş ışıklarını sahile iniyor ve iyot kokusunu sızdırdığım göz yaşlarıyla buluşturuyorum...
Yaşlandıkça daha çok annem'e benziyor,
Daha çok kadın oluyorum...
Mızraklı ilmihal'i okurcasına saklıyorum seni!
Saklayabildiğim en mahrem yerde avuç içlerimde uğurluyorum tan vakitlerinde...
Taş ocaklarının süslü insanlara ihtiyacı yoktur sevgili!
Kararmalı yüzün, ellerin...
En az kaşların kadar çatmalı kalbime dokunuşların...
Kırmızı silüetler geçerken içimden, incecik bir ''hilal'' uğruna örtmeli bütün hayasızlıkların üzerini...
Mavi kirpiklerimde sallandırdığım onca insana hürmeten;
Safran sarısı çeyizlere eklenmeden katran karası acılar...
Jilet kesiği sevdaların, sancılı kürtajlarını seyretmeden...
Öldürmeden,
Ölmeden belki...
Hepi topu ucu yanık bir kaç selama bel bağlatmadan!
Kalamayışlarına sövdürmeden...
Hayata küstürmeden!
Gelmemişken...
Git!