Hezeyan
bir çocuk ağlıyor
çöl, savaş ve kan
kötülüğe doymamış insan
tarih yazılıyor kırmızıdan
kardan yataklar kurulmuş
başka bir şehirde beyazdan
mışıl mışıl uykuda insan
umrunda olmaz, ölse bir çocuk soğuktan
kardeş kardeşi istemez aynı sofrada
isyan, nisyan, düşmanlık had safhada
herkese yetecek kadar rızık varken
hep daha fazlasını ister insan
düşünceler karmaşık, hisler donmuş
yürekler ayazda, harap olmuş
toprağı temizleyen beyazlık solmuş
beyaza b/akıp, siyahı özler insan
kuşlar ve çocuklar hep aynı korodan
o masum ötüşleri, özlenen zamandan
ne zaman büyüse, aklı erse varlığa
yalanla, talanla hükmetmek ister insan
korkutuyor beni kirli oyunlar
yüreği donmuş taştan adamlar
karanlığı alkışlayıp, zulmü savunanlar
dünya yoruluyor bu alkıştan
renkten renge bürünüyor insan
toprak kabarıyor şaşkınlığından
insanı arıyor, saf zamanlardan
tanınmıyor gidenler,
ellerinde top, tank, tüfekler
toprak için bunca hezeyan
ey kardan adam! sen söyle
gece döner mi gündüze?
taştan adamlar görüp beyazlığı
vazgeçip savaşlardan
dem vurur mu aşktan?
öldürmeden yaşasak
bu kadar kolay harcamasak
parayı, insanı ve toprağı
çocukların ağzından tamamlasak
barışa götüren duaları
bir aminlik yolumuz kalsa
beyazlara bürünse insan