Hiç Başlamayan Hayat

İnsanı en çok yoran şey, yaşadıkları değil;

yaşayabilecekken yaşayamadıklarıdır.

Çünkü yaşanan her şey bir yere oturur, bir anlam bulur, zamanla yerini alır.

Ama yaşanmayanlar…

Onlar hep boşlukta kalır.

Ne geçmiş olur, ne bugün.

Sürekli insanın karşısına çıkar.


Bir hayat düşün.

İçinde yollar var ama hiç yürünmemiş.

İnsanlar var ama hiç tam karşılaşılmamış.

Cümleler var ama hiç kurulmamış.

Hepsi ihtimal olarak kalmış, sonra da yavaş yavaş silinmiş.


Hayat bazen başlatmaz seni.

Sürüklemez, çağırmaz, itmez.

Sadece kenarda tutar.

“Bak,” der, “bu da mümkündü.”

Ama kapıyı açmaz.


Herkes bir şeyler yaşarken,

sen hep hazırda beklersin.

Sıra sana gelmedi sanırsın önce.

Sonra fark edersin ki sıra hiç yazılmamış.

Ve insan bunu anladığında, içinden geçen duygu tarifsizdir.


Çünkü sorun başarısız olmak değildir.

Sorun denememiş olmaktır.

Sorun kaybetmek değil;

oyuna hiç alınmamış olmaktır.


Yaşayabileceğin hayat;

sabahları heyecanla uyanmak,

birine gerçekten yakın olmak,

bir şeye ait hissetmekti belki.

Ama bunların hiçbiri tam olarak başlamadı.


Zaman ilerledikçe insan şunu fark eder:

Hayat herkese eşit davranmıyor.

Kimi içine düşüyor, kimi kenarında kalıyor.

Ve kenarda kalanlar,

en çok “başlayamayan” hayatların ağırlığını taşıyor.


Bu bir kırgınlık değil sadece.

Bu, insanın kendisiyle arasında oluşan mesafe.

“Ben ne olabilirdim?” sorusunun cevapsız kalması.

Her yeni günde, bir ihtimalin daha geride kalması.


Ve işin acı tarafı şu:

Kimse bunu fark etmiyor.

Çünkü dışarıdan bakınca her şey normal görünüyor.

Oysa içeride, hiç yaşanmamış bir hayat duruyor.

Toz tutmuş, açılmamış, eskimiş.


İnsan bazen düşünüyor:

“Bir şeyleri yanlış mı yaptım?”

Ama cevap her zaman net olmuyor.

Çünkü bazen yanlış yoktur.

Sadece başlamayan hikâyeler vardır.


Yaşayabileceğin hayatın,

hiç başlamamış olması…

İnsana ölümden daha ağır gelen şeydir bazen.

Çünkü biten bir şey değil,

hiç var olmamış bir ihtimaldir.

07 Ocak 2026 106 şiiri var.
Beğenenler (1)
Yorumlar