Hüzün Dağı
aşk;
istikameti belli olmayan
maraton..
bacaklarınla değil
yüreğinle koşarsın
sabırla..
engeller çıkar önüne
belki yorulursun..
ancak;
sonunda
kazandığını düşlerken duyduğun
heyecan,
mutluluk
yüreğine güç katar..
bu yüzdendir ki;
aşk'a yürek
yüreğe güç gerekir
ve güç sevgi(li)ye gebedir..
var olduğunu sandığım
ama yanıldığım
yüreğine yeşermişti
yüreğimde düşler..
biri gözlerini seçmişti kendine
biri ellerini
biri yüreğini..
hele bir tanesi var ki;
(sahte) sevgini seçmişti kendine..
ayrılık dediğin an
bütün düşlerim utandı;
senden,
cesaretsizliğinden
ama en çok; (sahte) sevgini seçen..
gururları verdiğin acıya galip geldi
yalvarmadılar
ve astılar kendilerini;
daha o an
yüreğimin darağacında..
ağla(t)madılar hiç..
ağla(t)madılar..
uçsuz bucaksız görünen
ve aslında
bir kaşık su kadar olan
aşkının denizinde
hüzün dağına çarptı yüreğim;
kırıldı kanatları..
hayır..korkma
enkaza dönüşmedi
yara aldı sadece
en sol yanından..
karanlık sularda batmamayı
bu yürek çoktan öğrendi..
belki dokunmamıştık hiç
ellerimize
yine de bilirdik dokunuşlarımızı
kaç kere sevişmişti ruhlarımız
aşk'ın döşeğinde..
şimdi ruhum yapayalnız
hüznünle sevişiyor,
ayrılığın döşeğinde..