Hüzün Kokan Kadınlar
Hüzün kokan kadınlar geçerdi akşamları,
saçlarında sonbaharın kırık tarakları
Rüzgâr, eski ağıtlarını dolaştırırdı tellerinde
Gözlerinde
yağmura bırakılmış şehirler uyurdu
Yüzleri terk edilmiş bir konağın duvarı
gülüşleri zamana yenilmiş sarmaşıklar gibiydi.
Sanki akşam,
onların kirpiklerine sığınmış bir yetimdi
Geceyi ilmek ilmek işlerdi kirpiklerine
ay ışığı üşürdü solgun ellerinde.
Bir kuş gibi çırpınırdı susturduğu çığlıklar
sessizlik büyürdü derinlerinde
En ağır acılar ses çıkarmaz
sessizlik zaten en derin yaradır
Ellerinde
eski sonbaharlar taşırdı kadınlar
yaprak yaprak dökülürdü umutları.
İçlerinde dolaşan keder,
bir yağmur bulutu gibi hiç dağılmazdı
Acı bazen bir hançer değildir
yavaş yavaş paslanan bir demirdir
Bir gülüş bırakırlardı yüzlerine dünya için,
yüreğinde bin cenaze kalkarken
dudakları bahar derdi herkese,
kalpleri kışa gömülürdü fark edilmeden.
İnsan en çok
kimse görmezken kırılır.
Gözlerinde kırık fenerler yanardı geceleri
Bir gemi dönsün diye
ömür tüketen kıyılar misali,
dalgalar vururdu içlerinin taşlarına.
Beklemek,
bazı kadınların kaderine yazılmış
uzun bir sessizlikti.
Bir pencere önünde eskirdi ömürleri
perdelerde asılı kalırdı yarım düşler
Gözleri uzaklara değil,
dönmeyecek olanlara dalardı
İnsan bazen birini değil,
kendini kaybeder beklerken.
Saçlarında kışın beyaz sessizliği,
dudaklarında söylenememiş son cümleler...
Kalpleri, yıllardır
uğranmayan bir liman gibi,
hem bekleyen hem terk edilen
En derin yaralar kanamaz;
sadece ömür boyu sızlar.
Sonra bir gece...
Bütün yıldızlar çekildi gökyüzünden.
Ay yüzünü sakladı bulutlara.
Ve onlar,
içlerinde yıllardır taşıdıkları fırtınayı
sessizce toprağa gömdüler
Çünkü bazı kadınlar
ağlayarak değil
susarak tükenir
Ve dünya dönerken gürültüyle,
onlar sessizce eksilirler.
Bir mumun gözyaşı gibi,
bir kemanın kırık teli gibi,
bir denizin kıyıya vuramayan
son dalgası gibi
Geride yalnızca
yağmurdan sonra
toprağın kokusu kalır.
Ve o kokunun adı:
Hüzün Kokan Kadınlar.
Dünya onları çiçek sanırken,
köklerinden kırılan
sessiz baharlardır onlar.




