Ìçimde Açılan Deniz



***



hiç yolcusu yok bu geminin
ama güvertede ayak izleri var
kimsenin hatırlamadığı ayaklara ait
zaman ters giyilmiş bir ceket gibi
omuzlarımdan kayıyor
ceplerinden eski bir deniz dökülüyor yere
kaptan yok
ama dümen dönüyor
belki rüzgârın içindeki bir çocuk çeviriyor
belki de hiç doğmamış bir hatıra

sular konuşuyor
“gitme” diyor biri
“zaten hiç gelmedin” diyor diğeri
ben mi?
ben bu şiirin içinde unutulmuş bir virgülüm
yerim değişse anlamı bozulan
ama kimsenin fark etmediği biri

bir martı geçiyor içimden
kanatları paslı bir saat gibi tıkırdıyor
zamanı değil eksikliği ölçüyor
hiç yolcusu yok bu geminin
ama herkes biraz burada kalmış sanki
yarım bir bakış
bitmemiş bir cümle
söylenince yok olacak bir suskunluk

deniz yukarıdan akıyor bu kez
gökyüzü ıslanıyor alttan alta
ve ben
henüz yaşanmamış bir vedaya
geç kalıyorum yine
saatler geriye doğru susuyor
tik tak
tık yok
bir kapı açılıyor güvertede
içinden bir oda çıkıyor
odanın içinde eski bir ben
ama yüzüm silik
sanki beni ben hatırlamamışım
halatlar çözülmüyor
çünkü bağlanmamış hiçbir şey
düğümler sadece ihtimalden yapılmış
ve ihtimaller suyu görünce dağılıyor
gölgem önden gidiyor bu kez
beni beklemeden yaşlanıyor

arkamdan bir isim fısıldıyor
ama o isim bana ait değil artık
bir dalga kırılıyor içimde
sesi dışarıya ulaşmıyor
çünkü dışarısı diye bir yer yok
her şey içerinin biraz dışı sadece
ve birden
hiç başlamamış bir yolculuğun ortasında
kendime çarpıyorum
tanımıyorum kendimi
Sonra anlıyorum
bu gemi suyun üstünde değil
benim unuttuklarımın içinde yüzüyor
ve unuttuklarımın da
bir hafızası varmış meğer

beni benden iyi saklayan
bir sandık açılıyor içimde
kilidi yok
çünkü hiç kapanmamış
içinden bir ses çıkıyor
yarım bırakılmış bir “anne”
sonu gelmemiş bir “gitme”
ve dudaklara değmeden düşmüş
binlerce cümle

gemi ağırlaşıyor
ama su değil taşıyan onu
söylenmemişler kaldırıyor
boşluk yüzdürür bazen
bir pusula buluyorum
kuzeyi göstermiyor
hep eksik olanı işaret ediyor
yer değiştiriyor sürekli
güverte çatlıyor sessizce
altından bir gökyüzü sızıyor
yıldızlar aşağı düşüyor
ve ben hangisinin geçmiş
hangisinin ihtimal olduğunu ayıramıyorum

hiç yolcusu yok bu geminin
ama biri ağlıyor derinden
belki bendim bir zamanlar
belki hiç olmadım
bir isim yazıyorum suya
harfler yüzmüyor
hemen batıyor
demek ki bazı şeyler
ancak unutulunca hafifliyor

ve şimdi
ne ileri var äne geri
ne gelmek ne gitmek
sadece
kendi içime doğru
yol alan bir yokluk
ve yokluk da bir yer değil artık
daha çok bir yankı
sesini kaybetmiş bir çağrının
geri dönmeyen izi

gemi yavaşlıyor
ama durmak gibi değil bu
sanki hareket etmeyi hatırlamayı bırakıyor
tahtalar çözülüyor birbirinden
dağılıyor gemi

bir ışık yanıyor bir an
ne yol gösteriyor
ne umut
sadece “vardın” diyor
hiç yolcusu yok bu geminin
meğer yolcu da gemi de
aynı eksikliğin iki ucuymuş
ben çözülürken
su beni toplamıyor
aksine
ben suyun içinde dağılmıyorum
su benim içimde eksiliyor

ve son
bir şey kalıyor geriye
adı olmayan
yeri olmayan
hatırlanınca yok olan bir an
orada
ne ben varım
ne giden
ne kalan
sadece hiç yazılmamış bir şiirin
son dizesi gibi
susuyorum

ne başlangıç kalıyor
ne bitiş
sadece
adı söylenirse dağılacak
bir sessizliğin içinde
gemi
kendini bile taşımayı bırakıyor

güverteye son bir yağmur düşüyor
ama ıslatmıyor
sanki hatırlatıyor
gemi geri yazılmaya başlıyor
ama kelimelerle değil
eksilerek

ayak sesleri geri geliyor güverteye
ama kimse yürümüyor
birileri konuşuyor gibi
ama cümleler ağızdan değil
zamandan düşüyor

sonra
cümleler de susuyor
bir sessizlik
ve içimde açılan deniz
kendi kıyılarını unutmuş gibi
dalgalarım nereye vuracağını bilmiyor
her çarpış bir hatıra kırığı
her geri çekiliş
biraz daha eksiltiyor beni
gökyüzü eğilmiş üstüme
yıldızlar yer değiştirmiş sanki
tanıdık hiçbir şey yok artık
kendimden başka
kendimede yabancıyım

bir gemi geçiyor içimden
isimsiz, rotasız, sessiz
hiç liman görmemiş gibi
hiç varmamış hiçbir yere
ve ben
o geminin güvertesinde değilim artık
belki de
en başından beri
denizin kendisiydim
derin, karanlık
ve kimsenin
adını bilmediği bir yalnızlıkla dolu



sevay

27 Nisan 2026 66 şiiri var.
Yorumlar