İçimde bir cenaze
Bir gün dünya durdu, kimse fark etmedi,
Kuşlar gökyüzünden değil, hayallerinden düştü.
Bir çocuk ağladı, bütün şehir sustu,
Bir adam güldü… çünkü ağlamaktan yorulmuştu.
Saatler yürüdü, zaman yerinde saydı,
Bir çiçek açtı, kimse koklamadı.
Mezarlıkta bir ölü, toprağa fısıldadı:
“Keşke yaşarken de biri beni böyle anlardı.”
Ben bir sokağın unutulmuş lambasıyım,
Gündüz kimsenin, gece herkesin hatırladığı.
İçimde binlerce insanın sesi var,
Ama kendi sesimi bile bulamadığım.
Bir gün kendimle karşılaştım aynada,
Bana baktı, gözlerini kaçırdı.
“Sen kimsin?” dedim, gülümsedi:
“Senin yıllardır susturduğun adamım,” dedi.
O gün anladım…
İnsan bazen ölmeden de gömülürmüş,
Bir bedende yaşayıp kendine küsermiş.
Ve en büyük yalnızlık, kimsenin gitmesi değil,
Herkesin arasında kendine bile yabancı düşmekmiş.
Şimdi cebimde bir avuç gökyüzü taşıyorum,
Ne zaman daralsam başımı kaldırıyorum.
Belki bir gün biri sorar diye bekliyorum:
“İyi misin?”
O gün yalan söylemeyeceğim…
Çünkü ben yıllardır herkese iyi geldim,
Bir tek kendime yetişemedim