İçimde Dile Dökülmeyen Kelimeler Birikti
Siyahı soyunurken gece, libasım beyaz
Aşikâr ediyor ruhumun rengini kara gözlerim
Sükûn düşerken güne, gün görmemiş şiirler gibi
S/aklımdasın
Heyhat!
Mahçup edanla salınsana şiir koridorlarımda
Şair tavrını takınıp şiirler yaz/sana bana
Bir buselik terennüm düşürseydin lebinden
Gözlerimi kırpmaz ayrılmazdım gecenden
Ay olup doğardım dünyana
Zifiri karanlığı doldururdum yıldızlarla
Dökerdim denizlere gecelerden yakamoz
Efil efil eserdi rüzgar denen meltemim
Hani o sürgün düşmeden yâd'a
Güneş eğilmeden ufka
Öpüşmeden ruhum yalnızlıkla
Bırak/ma beni amansız dalgalara
İçimde dile dökülmeyen kelimeler birikti
Sessizlik yol arkadaşım
Öyle uzun bir yol ki; gözyaşlarım yol kadar
Ah ayrılık
Ne yaman şeysin
Ezeli bir bekleyiş
Aşk!
Ne yüce bir duygu
Kime küseyim
Kime dargın
Tek desteğim sabrım
İçimin dışa yürüyüşüdür yazdıklarım
Kalbim kırık, yaralı yürek
Mahzun halim kime gerek
Boy veriyor garip hallerim
Aşka düşeli mütebessim g/özlerim
Mecalsiz sözlerim mızrabım kırık
Buğulu sesim, ebemkuşağından önce ki haldeyim
Allah aşkına
Gün akşama tutuştu yine
Gözlerim ufuk noktasında
Sınırsız boylarında dolaşıyorum gurubun
Sonsuzluğun yalancı baharında hayatı arıyorum
/Batan güneş değil, ömrümün son demi, kapanan gözlerim değil, hayatın son perdesi/