İhtimallerin Ağırlığı
Kaybolup gidecek duygularım var benim,
Fıtratsız bedenim gibi, silinmekten korkan.
Üzerlerine yazmaktan, onları özümsemekten kaçıyorum,
Tıpkı kırılmaktan, verdiğim değerin boşluğa düşmesinden kaçtığım gibi.
Aklımda tonlarca güzel düşünce çırpınıyor,
Öylesine büyüleyiciler ki gün yüzüne çıkmak için birbiriyle yarışıyor,
"Bizi burada hapsetme, sal gitsin, yaşa!" diyorlar,
Ama ya her biri acımasız bir illüzyonsa?
Ya kafeslerinden çıktıklarında beni paramparça yaparlarsa?
Çok inandım, çok dua ettim, çok düşledim.
Yaşanmayanlara, belki de hiç yaşanmayacak olanlara koca bir bağ kurdum.
Fotoğraflarına, ne dinlediğine saatlerce uzaktan baktım.
Saçlarına, dudaklarına, konuşma şekline tutuldum
Bir neşeli gülüşe, derin bir sohbete ve ilk defa uyuşan o kimyaya tutundum.
Eskiden aşka aşıktım, toydum;
Bu defa ise sadece ona aşıktım.
Sandım ki ümitsizce ümit ederek seversem, kanamam.
Ama şu an içim kanıyor, daralıyor nefesim.
Zihnimde ince ince ördüğüm o devasa ağırlığın altında ezildim,
Yüz yüze gelince dondum kaldım, kelimeleri boğazımda düğümledim.
Sessizliğimle koca bir ihtimali kendi ellerimle yordum.
Dışarıdan çocukça, belki de utanç verici duruyor bu yangın...
Görse katıla katıla gülerdi belki dudaklarımı mühürleyen bu telaşıma.
Şimdi zihnimdeki sesler her şeyi elimden söküp alıyor,
"Hayallerinde yaşadın, yeter, gerçeklik hakkını kullandın" diyorlar.
Kalbime bir mızrak saplayıp beni yere mıhlıyorlar.
Ama ben, tüm bu çaresiz yıkıntıların arasından kalkıp,
Sadece özgürce aşık oldum demek istiyorum.
Sabahları onun düşüncesiyle uyanıp sıcaklığını hissetmek,
Aşk şarkıları dinlerken onun adıyla usulca durgunlaşmak
Ve geceye gözlerimi yumarken,
Beni sevdiğini bir anlık bile olsa bilip, o şefkatin
içinde sonsuza dek uyumak istiyorum.