İlk Öğretmenim
Yıl 1964
Bir ışık gördüm taa uzaklardan,
Ruhuma girdi, iksirledi ve
Çekti beni o kutsal gün adına,
Bir heybetli dağdı ,
Benim ilk öğretmenim,
Işık saçan heybetli bir dağ,
Vardım eteklerine sığındım gölgesine,
Tırmanmayı öğrendim,
Sert esen rüzgarların uğultusunu,
Zirvesinde beyaz karların,
Serinliğini yaşadım.
Gün oldu münbit bir ovaya dönüştün.
Yemyeşil bir örtün oldu,
Kucak açtın hayat verdin,
Ağaçların vardı dimdik,
Baharlar gördün ve çetin kışlar,
Toğumlar ektin, yeşerttin, büyüttün ve
Mahsülün oldu öğretmenim.
Yükselirdin, güneş olurdun yaz kış,
Kah kavurdun kah ısıttın,
Metaneti öğrettin ve gerçeğin yüzünü,
Bazende kayboldun,
Öğrettin yokluğun ne olduğunu,
Ve sonunda bir ırmak oldun,
Gürül gürül aktın,
Cana can kattın, hayat verdin,
Kavaklar boy attı vadinde akasyalar çiçek,
Serçeler nağme sundu, gülistanında,
Ve bir sonbahar günü,
Bir sonbahar mektubuydu gelen senden bana,
Diyorsin ki ben,
Ben artık emekli oldum oldum ama
Ben hala öğretmenim,
Titrek bir yazı ,
Bir kaç damlacık gözyaşın
Ve anadolu çınarı fotoğraflarınla
Sen hala heybetli bir dağ,
Münbit bir ova, semada güneş,
Çağlayan bir ırmak ve
Koca bir çınarsın,
Ulaşamadım yıllarca sana sevgili öğretmenim.
Kapanmak için eteklerine ilk günkü gibi,
Vefa için, insanlık için ve belki
Belki ağlamak için,
Bende öğretmenim şimdi, senin yolunda,
Ne senin gibi olabildim ne de sensiz,
Olamadım senin gibi ne bir dağ,
Ne bir ova, ne bir güneş,
Ama benimde çiçeklerim oldu,
Gülistanım da bülbüler.
Anadoluyu yaşadım,
Sevinçlerim oldu, hüznü gördüm,
Dört mevsim ve hazanı
Öyküleyip, şiirlere döktüm.
Ve yine çiçeklerim var ,
fidanlarımız büyümekte artık,
Her biri koca, koca çınar olacak
İlk öğretmenim gibi.