Islak Çöl



Kanayan gözlerin hüzün motiflerinde

göçebe çeyizliği;

göğsüme merhem.


​Hıçkırıklı gecenin ney sesinde

duman kesiği adaklar,

beyaz bir efsun ateşi;

Lâl rengi lekelerle lehimlenmiş uçurumlar

sükûtun aynası

sözün kırılan kilidi.


​Sonsuz uykuların

şefkate susamış rüzgarı,

girdaptan süzülen parıltı;

kırık bir saatin içinde unutulmuş deniz tuzu.


​Aşk...


​Sudan kurtulan yalnız inci;

Nice kuyuda yıkandı bu beyaz saflık

Dem

Köpük

Deniz


​Sevgilere katılmış mühür...

Sesi teninde biriken akşam tayı,

avucumda terleyen ürkek kuş:

zaman;

serin bir yangının kucağına bırakılan

toprağın uykusuna sızan çiçek rayihası...


​Basamaklarda hayat

soluklu, berrak

sevişir gülün adımlarıyla.


​Yaraların kasnağında gümüş ışıklar,

sarı bir koku çalınıyor yüzüme

çardakların isli sesiyle karışık;

şehrin yorgun çatılarını süpürüp gelen rüzgar

takılıyor kirpiklerimin kafiye izine.


​Soluğuma sızan gölge buğusu

giderken rüyaların gün ufkuna

yeşerir ikindilerin bağrında

ıslak bir çöl.


​Duruyorum.


​Sessizlik sürüsü çiğniyor yolları,

taze bir sevincin ayak sesleri...

Usulca açılıyor camlar;


​Ufukta yırtılan tül,

düş dudaklarımda uyanan kıyı


artık hiç kanamıyor çark


09 Temmuz 2026 430 şiiri var.
Beğenenler (4)
Yorumlar (1)
  • 5 sa. önce

    Şiir bu ılık ılık akıyor sayfaya tebrikler sevgimle