İstanbul Ver Elini
Adına şiirler,şarkılar,türküler yazılan,
Fakirin umudu,
Zengininse doymayan gözü,
Bir kazmada ben salladım,
Belki altındır diye taşı toprağı.
Ne altını yahu,
Mübarek dert fışkırıyormuşta,
Bizim haberimiz yokmuş.
Ah ulan İstanbul!
Peşkeşcilerin mekanı oldun,
Umutla sana sarılan bellerin,
Umursamadan belini kırdın.
Ne vardı lan,
Çok mu geldi bu mazlumlar sana,
Doğru çok geldi,
Nasılsa bugüne kadar götüren götürmüş,
Bugünden sonrası mutlaka ezilmeliydi.
Ez bakalım,
Bu baş,bu can feda olsun sana.
Ne ben ilk oldum,
Malum nede son.
Görüyorsunki,
Bir koyun sürüsü gibi gelenlerse arkamda.
Ha benden günah gitti,
Ben söyledim söyleyeceğimi,
Dedim gelmeyin,
Güzelim yurdunuzdan çıkmayın,
Ben ettim,siz bari etmeyin,
Mutluluğunuza mutsuzluk getittirmeyin.
Kuru ekmek yiyin,
Yeterki bu lanetli şehre gelmeyin.
Sözüm küpe olsun dinleyene,
Allah kolaylıklar versin beni dinlemeyenlere.
Dedim ya günah benden düştü,
Gerisi benim gibi kendini ateşe atanlara.
Hadi be İstanbul,
Ver artık şu lanet olası elini,
Ver de kurtar beni.
Biliyorsun yaşamak zor,
Seninle sende yaşamak daha da zor.
Benden bir kor düşerken,
Senden geliyor daha da yakıcı bir kor.
Etme be kadar,
Bu acı bana yeter,
Senin yüzünden oldum beterden beter.
Hadi kıyma bana ver elini,
Yeter sevindir sende beni.
Namert olayım fazlasını istersem,
Biraz sevgi,biraz mutluluk,
Ha birde,
Birde küçük bir kulübe.
Başka birşey istemem.
Çaılşırım,çabalarım,
O küçücük kulubede,
Mutlulukla kazanımı sonsuza kadar kaynatırım.
Yeterki sen ver elini,
İstersen sonra vur şu kellemi,
Vurduğun yetmezmiş gibi.