İzahat

beni bu abartılı yaşamak tutkusu tüketti biliyorum
biliyorum bunca zaman basit bir dünya istemedim diye
kaosun ortasında masal söylemekle suçlandım
ellerimden çiçeklerle sarkıtacağım bir vakti yoktu güzelliğin
çirkinliğinse elinde zaman kırbacı vardı
ne oldu sanki kapattımda dünyanın tüm pencerelerini
tüm ışıkları gece olmadan söndürdümde ne oldu
düşlerimi cin çarptı
kuşlar yedi ardıma serptiğim kırıntıların hepsini
bir rapunzelim bile olmadı bu yüzden
oysa ecelimi yakalamak için koştuğumda bir tazıdan hızlıydım
yine de kimseyi kandıramadım gizli gizli ağladım geceleri
sonra şeytanı bile utandıran günahlar işledim
ellerimi çamurla yıkadım götürsün diye pisliğimi
sabah olsun dedim ay parçalansın
iki yakam bir araya gelmez bundan gayrı
cennet ellerimden öpse bile kafir olurum
oysa bir çocuk yüzüme gülse inanırım hayata
dünyaya sürgünlüğüm tez vakitte ilişir
koyu bir fırtına kopsa gözlerimdir masalım kalmadı
tükettim tutkusunu yaşamanın son damlası
savaşın ortasında kalmış bir çocuğun gözlerinden düştü
nasıl düştü ama bunu anlatırım
anlatırım bunu inanmazsınız
öyle düştüki cinnetim tepeme çıktı
zulmü süzüp gözlerinden damıttı
dünyaya kıyasla cehennemin hiçliğini anlattı
bir çocuk ne anlatırsa doğrudur
imanıma dahildir

namussuzun şerefsizin hayının dünyası bu
köşkler içre köpekler kulubeler insana

kahrol dünya !
yaşamak tutkusu ölüme geçti
başka izah gerekmez

18 Aralık 2015 162 şiiri var.
Yorumlar