Kafamda Bir On Dörtlü ve On Dört Mısra

Yaşımın delikanlı olduğu çağlardayım.

Dağınık bir on dört mısra...

Hepsi sevdiğim kadın adlarına bir dokunuş.

Şiire gebe bir harf...


Aşk denen savaşı başlattılar onlar.

Onlar ki gözünde ben, ihtilal, darbe, isyan, potansiyel bir suçlu.

Devletin gayri meşru bir adamıyım ben.

Aşk ise, yasal ama zina, siyasi bir görüşümdür benim...


Bu bir şiirin başlangıcıdır.

On dört basamaklı bir merdiven ve ben.

Yorgun değilim artık, tokum, hazırım...

Aşk adına en azından.


Aklım ise bir devrimcinin aklı.

Tutuklu, sabıkalı...

Zaptiyeler ve polis memurları tutuyor düşüncelerimi.

Firariyim, umutlarımın hepsi tel örgü.

Kafamda duran aklım değil, belimde ki on dörtlü...


Eskiden çok kağıt çalardım kumarda.

Meğer kader hiç adil oynamamış bana.

Gençliğim, esas duruşunu bozmuş bir tren gibi geçerken önümden, on dört durak sonra durmuşum ben.

Evet, ben ki, şair...

Yani biraz deli, biraz saçmalayan.

Cümleleri toparlamaktan yorgun.

Kendine dağınık, yani mutsuz.

Gayri meşru kadınlara aşık olup şiir peydahlayan...

Şair...

On dört kadını öldüren adam.


Al, işte dokuz milim ve on dörtlü...

Yargılar, cezalar, prangalar bir yanda.

Kuşlar, şiirler, gökyüzü ve ben diğer yanda.

Kafamda bir on dörtlü ve on dört mısra...

13 Şubat 2020 78 şiiri var.
Beğenenler (6)
Yorumlar (4)
  • ne çok sevdim bu şiiri! kendimi buldum her kelimesinde. tebrik ederim.

  • 5 ay önce

    Şiirin tanımı yoktur aslında. Hani romanın hikayenin denemenin makalelerin vardır ama şiire bir tanım koyamazsınız. Koyanlara baktığımda her taraflarından entellektüellik fışkıran tipler. Hani şu TDK'nun sözcükleriyle uğraşanlar hatta biraz daha ileri gidenler postmodernistler Fransızlar filan. Elbette normal okuyucu yeni bir bebek tavrı gösterir. Bu tür şiirleri okurken "Agu mugu çuku" gibi sesler çıkarır. Duymuşsundur Tekelcilik var da bir de şiirde çokelcilik vardır. Hani mezarlarına filan giderler...Mezarcı bir kuşağın çocuklarına acısam mı ağlasam mı? Arkadaş ben çözemedim. Senin şiirler: doğrusunu istersen bam telime dokunur ve sizlerin bu Ülkede neden abileriniz ablalarınız menejerleriniz yok diye hayıflanırım. Bu ülkede ölülere tapanlar olduğu müddetçe şiirlerine sana ve senin gibi kardeşlere sıra gelmez...bunun için üzülmeye de değmez. Net şiirler yazıyorsun. Benim gibi serseri tipler sever bu başına buyruk şiirleri... Öyle dizeler kondurmuşsun ki güvecin eti olsa yemem ama senin dizeleri afiyetle yerim...Şiirin tanımı yok mu dedim ben? Şiir başına buyruk olmalı bir kurşun nasıl sekerse ve ne duracağı ve ne de vuracağı kimseyi bilmezse her zaman el üstünde tutarım...Sevdim şiirlerini....yolun açık olsun arkadaş...