Kampana

( Şiirin Hikayesi )



kuytuları içine çekerken gölgeler

ölgün karartılardır gördüğünüz

sessiz kıpırtısız....




yarı saydam gecede yorgun bir bulut

ıslak kumda karartılar

zaferden dönmekte gülüşün

ardı enkaz kayalıkların

dipte yatan tortunun hassasiyeti ortada

ellerinizi yıkamalıydınız bu şiire başlamadan

kıyısı olmayan kentlerin yalnızlığı gibi meçhul gölgeler

neden çizdiniz yolları

çizili asfalta basamıyor çocuklar

boyalı atıyla koşan adını unuttuğum jokey mi sorumlusu

başka zamanların külleri savruluyor ayazda

uzun kirpikli çocuklar kadar güzeldi teyzem

aklımda bir tuhaflık

adını koysam unutmadan şiirin

belki kendi yazdıklarımla yakınlaşırdım

ondan bu mesafe

kahrolası arpa boyu görünen yollar

lafın gelişi elbet

uzaklık akılda cehennem!

siz kenar paylarını hesaplaya durun

başka şehrin efsaneleri kapalı gişe

birde;

yolun bir yerlerinde bekliyor g a d o t

ona yetişseniz ne olacak

hepi topu biraz itibar

olacakları hep bir ağızdan haykırmak yerine susabilirdiniz oysa

tanklar tüfekler icat ederken birileri

sizi yaralamasına izin vermeyebilirdiniz hiç bir şeyin pekala

sonsuzluğun bahçesinde yaralı işte hep o çingene

oysa

hep oysaların ardına yaslanıyor şiir

kurtarmalıyım kendimi

ve dilimden pervasızca atlayan kelimelerimi

huyum hep böyle değildir oysa pardon!

şimdi bir pervasız gülüşü geçirsem yüzüme

katsam şiire yarım yamalak o telaşı

tanıdık gelecek belki ya

kendime yabancılaşacağım büsbütün

ondan hep

dış açılarımın içe dönmesi

sessiz aşkların son gardiyanını anlatıyorum yine

dinleyenler uykuda

boş kağıtta bir afra

sonra bir zil arıyorum içimde hiç sesi olmayan

ki ağır bir kampana çalıyor

tutanı yok kapanı çok



maideözgüç/bodrum

30/10/16

Maide Özgüç

Yorumlar (4)