Kaset Çalarda Kalan Gençliğim
Daha dün gibiydi o çocuksu telaşım,
Gözlerimde parlayan o ilk gençlik ateşim.
Bir güzele vurulmuştu henüz körpe başım,
O zamanlar sen vardın, dert ortağım, yoldaşım...
"Huzurum Kalmadı" derken o ilk aşkın narında,
Kendimi bulurdum hep bir teselli garında.
İlk kez yanılmıştım sevda kumarında,
Yaramı saran sendin Ferdi Baba, şarkılarında.
"Çeşme" misali aktı gözümden akan yaşlar,
"Merak Etme Sen" derdin, eğilmesin o başlar.
Gönlümde fırtınalar, dinmek bilmez savaşlar...
Şarkıların ilaçtı, erirdi katı taşlar.
Sırf bu yüzden penceremde yarım kaldı o şarkı,
Döndüremedim bir türlü feleğin dönen çarkını.
İlk aldanışım, ilk yıkılışım, o çocuksu hevesim...
Senin sesin olmasa, inan çıkmazdı nefesim.
Her akşam çökerken o hüzünlü karanlık,
Sabahçı Kahvesi’nde oturdum bir anlık.
Dedim: "Gönül, bu nasıl bir vefasızlık?"
Benim Gibi Sevenler bilirmiş ancak bu yalnızlığı...
Gençliğim sarsıldı o ilk aldanışla,
Yüzleştim hayattaki o en soğuk kışla.
Dedim: "Ben de Unuturum zamanla, bu gidişle..."
Ama nafile Emmoğlu, içim yanar her hatırlayışta.
Aşkın o ilk yarasını gel bir de Bana Sor,
Gidenin ardından ayakta kalmak inan çok zor.
Yüreğimde sönmeyen, alev alev bir kor...
Ben de Özledim be Baba, yokluğun sineme vurur durur.
Şimdi kaset çalar suskun, plaklar tozlu kaldı,
O masum gençliğimi sanki bir rüzgar aldı.
Yokluğun yüreğimde derin bir yara açtı,
Sen gittin ya, sanki tesellim de buralardan kaçtı.
Varsın geçip gitsin o gençliğin hevesi,
Kulaklarımdan hiç gitmez o buğulu sesin.
Şimdi ne aşkın tadı var, ne gençliğin neşesi,
Senin o eşsiz sesinden kalan, bir Hatıran Yeter...
Her nağmende ömrümün bir yaprağı saklıdır,
Bu vefakar yüreğim yas tutmakta haklıdır.
Makamın cennet olsun, ey dertlerin kralı,
Arkanda öksüz kaldı bir gençliğin masalı...
Ferdi Tayfur'a İthafen
