Kavur Gönlümü
Gözlerimin ağırlığı sensin
Ruhumda ki fırtına sen
Denizlerin dibine, kalp tabutunu gömen
Rüzgârlara zerre zerre savurup
Kâinatın dişlerine gelen ben
İçimdeki o kocaman dev
Uyanınca yuttu beni yeniden
Oysa astarlamıştım ben aşkı
Yüzlemiştim kaldırmıştım
Gönül kılıfı sökülünce
Yeniden uyandı o dev
Şimdi esirinim
Kurbanların yoktur söz hakkı
Aşka kurban edilirken
İçimdeki ateş çok büyük
Dünyayı yalayıp yutacak kadar
Ancak gözyaşlarımla söndürürüm onu
//Ağlamak istiyorum hayatın kalbine
Oturup çocuk gibi hıçkıra hıçkıra, ağlamak istiyorum//
Pamuk şekerler kifayetsiz gelir
Pembesinden nefret ediyorum
Hayat benim için hep siyah beyazdı
Bende gri
Asla renkleri sevmedim
Adak adanırkende siyahları giyindim
Çünkü ben hiç bu hayatı sevmedim
Gözlerim dinlemiyor, gönlümün çeşminde
Ey güneş-i saba şimdi kavur gönlümü
Ben ateş olup sarmadan kainatı
Savur sen kül rengindeki abı hayatımı