Kaybolan Bedenlere
üşümüşüm !
gün sıcacık oysa.
sonraların sancısı var sol kaşımda
sağdaki beni takmayıp seyri-yor
sorun yok ama
dünya da beni yok sayıp dönüyor.
özlüyorum o geçmişin gelecek kuran anlarını
ıssız ormanda büyüyen ağaç gibi şimdi hayaller
Leyla ile Mecnun da yok...
hayal de kuramıyorum bu aralar.
içi boş dünya kanunlarına teslimde olmadım daha
küsmedim mevsimlere
kuşlar da güzel
bir bardakta demli çay var sevdiklerimin arasında...
insanlar mı
yüzünde ki maskeyi boyayan kukla gibi
değişiyor sürekli...
vuruyorlar kadehleri birbirine
ama içleri boş !
" cat cat cattt "
nerede o eski kadehler...
görmedim ama hissediyorum
fok balıkları gerçekten yalnız
olsun insanlarda yalnız.
acaba fokları mı sevsem sadece
çıkar ilişkisi mi der? buna Tanrı.
hem sevsem ne olur ;
deniz kokar o zaman gözlerim
göbeğimde yosun olur.
oh ne güzel
bedavaya geldi bu akşam...
yada kalk gidelim
buralar bize göre değil
çok gürültü var caddelerde
caz da sevmiyorlar.
hem yağmurda çamurlu
sevmiyorum çamuru
ölüm kokuyor
saf su kokmalı yağmur
insanda saf olmalı
insan gibi kokmalı
sevmiyorum çamuru
Afrika'ya gidelim
orada yollar yok dönmek için.
birde taze kokulu aşklar var
nede olsa medeniyetin dişleri uzak oradan
sömürgeliği var biliyorum.
pek ala direnebiliriz buna
devrim mi yapsak ?
edebiyat bakanı olursun sen
taze şiirler ekeriz deftere
biraz da papatya...
neyse zaman daralıyor
kızgın boğa gibi üstüme çörekleniyor yine duvar.
batacak güneş birazdan
yarın yeniden doğmak için.
biliyorum da ben üşüyorum
keşfedilmemiş mağaralar gibi.
sarsa biraz beni foklar
kesin balık olurum
kapılıp akıntının birine
gezerim öyle bi başıma
akıntı nereye ben oraya
orası neresi bilmiyorum
ben kayboldum
yüzyıl savaşları gibi uzayan çekişmeler de
bedenini arayan sıska ruh gibi
kayboldum.