Kayıp Zamanlar / Dogma
Eskidendi o kahkahalı günler,
Çok eskiden.
Belki, birkaç milyon ışık yılı önceden,
Ben mutluluk denizinde yüzen bir sarhoşken,
Mutluluğun zirvesiyle abad olmuşken,
Çok eskidendi...
/ Tatlı Rüya /
Dertlenip ?ah? edene fena kızardım,
Kederlenmekte ?ne demek? diyerek,
Çileden çıkardım.
Yine kaçmazdı bir derya olan keyfim,
Balık tutmak için Mars'a oturup,
Dünya'ya olta atardım.
Rüyalarım pembeydi,
Hayallerim kavuniçi,
Ne yürek yarası,
Ne bir derinden sızı.
Menekşenin moru,
Güllerin alı,
Ne yosun kokusu,
Ne bir yarın kaygısı,
Entrikalar süsler uzun haylaz gecelerimi,
Kırmızı, beyaz hep iç içe.
Sonra kehribar aydınlatır gündüzlerimi,
Tutkular ön ayak bu huysuz gidişe,
/ Karabasan /
Ve devran döndü açıldı perdeler,
Gönül divanının süsü hatıralar,
Oldu en acı sahneler.
Sanki tabaktakiler değildi yemek,
Çatalımı batırdıkça başladım keder yemeye,
Kadehimdeki -o- mayhoş tad eskidendi demek
Yudumladıkça başladım zehir içmeye!
Uçurumdan düşer gibiydim,
Ahların küstahça gülümsemelerine tutundum,
Mutluluğumun bedelini öder gibiyim,
Hain bir aşka tutuldum.
Eskidendi o günler,
Çok eskiden,
Belki, di-?li geçmiş zaman bile değildi Milat,
Şarabı koklamamıştınız henüz,
Bir yar kokusu duymamıştınız,
Çok eskidendi,
Hayat benim peşimden koşarken...