Kent
Debeleniyorum.Gözlerim,gözlerim uyuşuyor.
Biraz da yanıyor.
Şey gibi,nasıl desem,mumun üstünde bekleyen
Bir el gibi,belki.Yaşlıca.
Sonra,bacaklarım.
Üşüyor.
Bak elle.
Soğukluğu hissedeceksin,eminim.
Debeleniyorum.
İnan.
Gözlerim yanıyor,üşürken bacaklarım.
Garipliği görüyor musun?
Burnum,
kızkardeşim hani,küçük olanı,
çengel burun diye dalga geçen hani.
Burnum,
kızkardeşim,dalga geçen.
Çengel burun diye.
Koku alıyor,değişik.
Farklı bir koku,ama insanlar alışık gibi.
Kimse burnunu sıvazlamıyor
ya da bir bez parçasıyla kapatılmıyor delikleri.
Koku,bunaltı hissi verirken bana,
kimsede gık yok.
Nasıl mı koku?
Yanık.Evet yanık kokusu.
Belki,içinde bir tutam çürümüş et kokusu da vardır.
Kestiremiyorum.
Koku.Bunaltı.Koku bunaltıyor.
Nasıl dayanıyorlar,insanlar,onlar evet.
Kentte yangın yok oysa.
Çürümüş etlerde yok.
Göremiyorum.
Bu koku neden?
Ama var.Duymuyor musun?
Elinde bir bez parçası da göremiyorum hani,
Ya da kolun dudaklarının kıvrımını kapatmamış
ve altında gözlerinin gölge yok
Neden?
Sen de mi?
Anlamıyorum.
Bu kokuyu duyumsaman gerek.
Debeleniyorum.Gözlerim,gözlerim yanıyor.
Üşürken bacaklarım.
Genzim,yanıyor.
Öksürme hissi geliyor.
Demek sende ha,insanlardansın yani.
Alıştın sende.
Kokuyu duyumsamıyorsun demek.
Alıştın.Alışmışsın.
Koku,seni de sarmış demek.
Çürümüş et ve yanık insan kokusu.
Bir kent,kokuya alışık.
.