Kırbaç Sesleri
Gökyüzünde;
Sıcak nemli yapışkan bir hava...
At arabaları, geçiyor önümden,
takur, tukur....
...../
Kesek tutmuş, çorak topraklar üzerinde,
atlar yılgın, atlar bezgin,
gözlerinde sineklerden koruması için,
yada;
Dünya'daki çirkinlikleri görmesin diye,
bezden yapılmış iki keten göz....!
....../
Sırtında patlayan, kırbaç seslerine aldırmadan,
ezberlediği yollardan,
bir an evvel, yeşil topraklara ulaşabilmek,
düşüncesi ile;
Nalları düşmüş, ayağına batan, çakıl taşlarına,
aldırmadan, yürüyor, yürüyor....
....../
Yavru taylar,at arabasının arkasından,
tıpış,tıpış.....
Anasını, emeceği, saatin gelmesini, hayal ederken...!
Ben sana bu mektubu,
rüzgara boyun eğen,kurumuş ağaç dallarının,
çatırdayan sesleri altında yazıyorum.....
..../
Gittin gideli;
Toprağımız çorak,
susuz ve verimsiz diye,
devam ederken ;
....../
Canhıraş seslerle beraber,
taşıdığı yükten, ayağı kırılan Aygir'ı,
sahibine bu kadar bağlı iken,
yavrusunun gözü önünde vurdular...
....../
Ayağına batan çakıl taşlarına aldırmadan,
terden sırılsıklam olmuş,
toprağa belenmiş, bedenini,
daha yerden kaldırmadan,
yavrusunu koşuya koştular....
..../
Ömrünün daha baharında,
hayat denilen zaman içerisinde,
kırbaç sesleri,
canhıraş seslerine karışırken,
yavru tayın, ayağına batan,
çakıl taşlarına hiç kimse aldırmadan,
çorak verimsiz topraklarda ilerleyip,
tepeyi aştılar....
....../
Belki ;
Yavru Tay.....!
İnsanların at gözlüğünden,
ne zaman kurtulacağını,
ne zaman toprak olacağını,
hangi gün anasına kavuşacağını,
düşünüyordu....
Bilemezsin....!
....../
Tıpkı benim gibi ...!
Tıpkı bizim gibi,
tıpkı hayatın kırbacını, yiyenler gibi anacığım.....
Lanetli Gecelerden bir demet...
Niğde Bağları 2010