Kırmızı Şemsiye
Bir gece senin rüyandaydım senden habersizce.
Saçların yine omuzlarına dökülüyordu.
İncecik sesin buse oluyordu kalbimde...
Kocaman bir binadaydın.
Sürekli kaybediyordum seni.
Her yerde insanlar vardı,
Kimi ümitsizce
Bir şeyler anlatıyorlardı sana,
Sen de bir kağıda bir şeyler yazıyordun,
Hafiften başından atarcasına,
Sanki karalarcasına.
Elini tutmak istedim, saçlarını ise okşamak,
Ellerim kayboluyordu bedenimden uzakta...
Ölümü hep soğuk anlatırlardı.
Meğersem sıcacıkmış...
Şimdi bir bulutta yaşıyorum.
Tek bilinen;
Ayrılık nedir burada...
Her gün yanımda taşıdığım yalnızlığımı,
Acılarımı bırakmışım,
Unutuvermişim arkamda...
Buket buket yağmurlar gönderiyorum sana.
Bazen de kar...
Sana ulaşması için aşkımdan da bir tutam katıyorum.
Ama o kırmızı şemsiyenle engel oluyorsun,
Her defasında...
Ne yiyip ne içiyoruz diye soracak olursan merak etme.
Umut çorbası içiyorum her gece,
Yanına da katık olarak bir parça kurumuş hasret...
Hiç bayatlamıyor buradaki yiyecekler biliyor musun?
Benim veda zamanım geldi galiba,
İstersen yine yazarım sana.
Buradakilerin aşkından bahsederim,
Etrafımdaki güzellikleri anlatırım.
Unutmadan sana bir tutam da hasret gönderiyorum.
O zaman belki hatırlarsın beni kim bilir?
Senden tek dileğim yağmur yağdığında,
Kırmızı şemsiyeni açmaman.
Hiç olmazsa ıslansın aşk damlalarıyla saçların.