Kızıl Başlı Engerek
Ve zuhur eder,
En yalın halde,
Ruhumun kuytularını dolduran,
Zehirden bir şerbettir artık,
Kadehime sek konulan...
/Şerefime içmeyelim artık.../
Güncel cevabını ararken,
Saplantılı sorularımın.
Eğreti söylentilerle doldu ruhum,
Sahibi korkularımın,
Doru tayımın gemi, makus talihimin elinde,
Esiriyim,
Cılız umutların.
Ve,
Kaderin bana sunduğu,
Sayısız hatıranın...
Aciz anımı kollar,
Kapıda meçhul,
Ta ki mecal çekilip,
Ona yenilene denk.
Sonra süzülür,
Tatlıca gülümseyerek,
Zehrini kusar benliğime,
Talihim;
En çirkef haline bürünerek.
Kıvrılır;
Yanıbaşıma,
Kızıl başlı engerek...
Yansımasıdır:
Siyam ikizim;
Deja-vuler,
Geçmişe bağlanılmışlığın...
Keşkelerden süvariler.
Saldırıyor varlığıma.
Kahrı öyle ağır,
Bir adım sonrasına,
Geç kalınmışlığın...
Yakamda bir rozettir, istikbal;
Arsız parıldayan,
Ardından gizli bir sızı.
Bağrıma batıp,
Acımasızca kanatan...
Vesvesem;
Vücatta, sanki vahiyden silüet,
Vesvesem;
Yığınca iskelet,
Laçkalaşmış et...
Acı tecrübeler artıyor,
Yaşlandıkça,
Kırılıyor cılız umutlarım,
Fundamentalist kaderimle,
Yaşadıkça...