Kızıl Sancı
Ufuk çizgisi gibi, birleşir sanılır her bakışta izimiz,
Aynı semaya vurgun, kavuşması imkânsız iki deniziz.
Aramızda dağlar yok; yalnız bitmeyen bir mesafe var,
Ne kadar koşsak da menzil, hep bir adım ötede firar.
Aynı rüzgâr okşar saçlarımızı, aynı yağmurla ıslanırız;
Farklı kıyılarda kendi sessizliğimize yaslanırız.
Göz göze geldiğimiz o çizgi, aslında koca bir yalan;
Seni benden, beni senden ayıran o sonsuz zaman.
Birer aynayız aslında; bakıp da kendimizden geçen,
Aramızda ince bir sınır: ikimizden de vazgeçmeyen
Güneş her akşam o çizgide boğulur kızıl sancıyla;
Biz izleriz bu veda âyinini, bitmeyecek inancıyla.
Beyaz bir boşluk “vuslat” dediğin, yarınlara ertelenen;
İki ayrı dalgayız biz, aynı kıyıya çarpıp geri dönen.
Ne sen bana karışabilirsin, ne ben rengini çalabilirim;
Ancak o silik çizgide, hayalinle yan yana kalabilirim.
