Korkmuşum
Seni değil, birini yeterince
sevememek-
ten-
in gözüme saplandığı anlarda
Öyle sıkmışım çocukluğunu...
Terbiyesiz çıkarlar pes! -
indeki çocukluğuna küserken,
Ahenkli aşçılığında gurme tezimi verirken,
Sen beni bedavaya yalnız bırakırken,
(hele hele, şu an yüreğim hala uyuşuk zonklarken,)
Ben,
Ben, gururumla peygamber maçlarında hakem olurken,
Ve hep taraf tutmaya çalışarak...,
Klarnet afacanlılığını belime belime sürterken,
(hele hele, dokunmadan alt üst etmen gecelenmiş ilüzyonlarımı...,)
Bir doğu ezgisinde dilediğinde hayat bulurken içim,
Kana kana su içim bir zariflikken,
Komutanlarımın gölgesinde bayrağımı,
kumaşı ruhtan bayrağımı göğsüme saplarken,
Koyu tenlerin güllesinde bayır aşağımı,
kararınca karıncalarımı otladığım bayır aşağımı aşarken,
Koyu tenlerin güllerinde böğrümü,
kumu asil ruhban böğrümü gözüme saklarken...,
Dilimi bir teleskop gibi gözünün yavrucağına uzatırken,
Sen bilmiyorsun çocuk.
Korkmuşum.
Korku masum, değil mi çocuk?
Korku maşan değil, değil mi çocuk?
Sen bilmiyorsun çocuk.
Korkmuşum.
Sana kaç kere ölmeyi göze alabilirim,
bilmiyordum.
Öyle sıkmışım çocukluğunu.
İn gibi.
(24.01.2009)