Kum Saati
İkindi meltemiydi,
Varlığını kuşatan.
Rayihaydı,
Soluyuşları.
Bağrında nem...
Ait zamanda;
Kabuklara sığınıp,
Loş bir umudun,
Tırtılı gibi,
Kelebek olmaya can atmadın mı?
O katmerli çoraklığını,
Ummanlar dindirebildi mi?
...
Fahiş arzuların,
Diz çöktürüp..
Sızıp damarlarına,
Masumiyetini kirletmedi mi?
Cevabına kekeme olduğun,
Hazin sorular giydirdi sana,
Kamburlarına vurdu yükü,
Temellerine nemdi...
Toz toprak bulayıp, eline yüzüne,
Mat bir hırs ekti, aciz gönlüne.
Perde arkalarına;
Kördün...
Soğuk bir yılan kıvrıldı da,
Gizine,
Dokundukça zehirlendin,
Bıraktıkça zehirledi...
Neden sonra;
Yitikliğine bürünmüşken.
Çokça uzamış sakallarına,
Çocuk elli bir umut tutundu da,
Neşter çaldın,
Fakat,
Fakat yine,
Kanadı ellerin...
Hatlarında derinleşirken öfke,
Alın çizgisinin...
Sol koluna eğildi başın,
Kayıp zamanlarını,
Saatler ikrar eder mi sandın?
...