Kunduracının Kızı
ahşap çerçeveli camın pervazına dayanır
seyreder asumandaki hilali
ve dalar gider hayallere
mutlu eder onu
umutlarının bir gün gerçek olma ihtimali
akşam işten yorgun gelen babasının
yaslanır güvenli omuzuna
siniveririr çocuksu kokusu
gömleğinin yakasına
ne huzurdur
ne gerçektir,bu saadet insanın hayatında
yaşam boyunca
o sağlam omuzlara yaslanacağını
babasıyla yaşlanacağını
düştüğünde babasının kaldıracağını
ağladığında,üzüldüğünde korktuğunda
hep ona sarılacağını zanneder
lakin hırsız ve zalim zaman
öyle kalleştir ki
çalar tüm güzellikleri
kopuverir bez bebeğinin püsküllü saçları
elinden uzaklara fırlar,tahta topaçları
gökkuşağının altında hayalleri söner
ağladığında o omuz çöker
camın pervazından seyrettiği hilal
çatıverir kaşlarını somurtur
babasının sardığı tütünler,merhem olur yarasına
ve gözlerine mendil yapıp,avunur
kokusunun sindiği gömleğinin yakasına