Kuyunun Gecesi
Nil’in göğünde büyüdü bir kor,
Lotus uyandı karanlık sudan.
Yusuf’un nuru düştü aklına bir an,
Zaman çözülüp aktı ruhundan.
Dağları delmedi, çölleri aşmadı,
Ama aşk içindeki geceyi sardı.
Sözü bir sırdı, her bakışı mühür,
Yusuf’a değince gönlü onda kaldı
Kuyuya eğildi kendi içinden,
Zemheri karanlık öptü sesini.
Gecenin omzunda titredi kalbi,
Kalbi duyamaz artık nefesini.
Rüzgâr adını alıp götürse bile,
Kadınlığın derin gölünde saklı.
Ne tamamen kara, ne büsbütün nur,
İyi ile kötü arasında kaldı aklı.
Gölgesinde büyüdü kederleri,
Kendi ışığıyla yırtıldı teni.
Bir bakış uğruna bir ömrü yaktı,
Aşkın ateşinde kavruldu benliği
Zindanın kapısı açılmadıkça
Kalbinden çıkmadı Yusuf’un adı.
Götürün’ dedi, aşkın tutsağını
Hicran hayır dedi kalbin muradı.
Bir gece tövbeyle çözüldü mahrem,
Bir gece yıkandı gözyaşlarında.
Aşkın karası da, günahın kiri de
İndi ilahi bir bahar yağmurunda.
Kader defterinde yan yana durdu
İki büyük isim: Yusuf ve kadın.
Züleyha, aşkının ateşinde pişti,
Binlerce yıl aşklar ilham aldı
Ne Mecnun’un çölü tüketen ayakları,
ne Ferhat’ın taşa söz geçiren kolu;
Birer gölge kaldı kaderin sayfasında
Yusuf'la Züleyha’nın aşkının yanında
