Lâ Dilinde Aşk
/Ve Tanrı kaldırdı aşkı tedavülden...
Üryan kaldı çocukluğum.../
Bu sabah perçeminden yakaladım aşkı
Gölgesi yüzüme düşerken uyandım
Koynuma girecekti arsız...
Utanmasa sol yanıma kıvrılacaktı hani
Cesurdu...bir o kadar da hayasız
Filbahri ağacının dibinde uyanan Adem kadar da masum...
Bu sabah perçeminden yakaladım aşkı
Tanıdım... ilk kesiği atan kadar güzeldi
Sızladı gözlerim,
Burnumun direkleri sızladı
Mevsimsiz bir coğrafyanın sevimsiz lehçesine inat
İstanbul ağzıyla sevmiştim oysa...O da terketti
Uyandım...
Bir daha uyanmamak üzere uyandım gözlerine
Kolundan tuttuğum gibi duvara fırlattım aşkı
Mıhladım alnının orta yerine...
Şehadetimi mıhladım...
Boş bir incir çekirdeği aradım
Sebepler dairesinde dolduracaktım
Sonra şiir yazdığım kağıtlara
Kefen niyetine sarıp
Gömecektim aşkı kendi mezarıma...
İnanmazsınız
Aşkı gömecek bir karış toprak bulamadım...
Sonra aklıma geldi
Hani biri demişti
Bu aşkı güneşe gömmeli
Ki yansın her daim...
Haklıydı
Ateşe yaklaşan aynı kalmazdı
Cehenneme kadar yolu vardı
/Gömüldü aşk bir çift göze
Kimse "İyi bilirdik" demedi.../