Azâp
Semâda süzülürken o solgun, hasta kamer,
Ruhumda bin ukde, kalbimde bin bir keder...
Gel ey yâr, merhamet etme bu bitap canıma,
Zulmünle süslensin şu en karanlık seher!
Bakışın bir hançer, sükûtun ağır pranga,
Gözlerin zindan olsun, ömrüm dönsün enkaza.
Bir nebze vefa ararsam şayet bu aşkta;
Vur beni zincire, mahkûm et sonsuz yasa!
Gülüşün ki zehir, busen bir kor ateşten,
Vazgeçtim artık o sahte, nurlu güneşten.
Düşmanım ol da gel, boğ beni kollarında;
Kurtar bu garibi, şu beyhude gidişten...
Şu soluk levhada bir siyah leke gibi,
Eriyip gitmek mi aşkın o en derin dibi?
Gel ey zâlim, yık dök şu virane gönlümü,
İnsan böyle sever mi, bir kulunu tanrısı gibi?

