Liman
Porselen vitrinlerin sahte parıltısı uzak dursun,
Kırıntı altınlarla beslenecek kadar fakirleşmedi ruhum.
Benim aradığım;
Hangi köşe başına dönsem gözbebeklerimi ezbere bilen bir ayna.
Göğsümün daraldığını rüzgârdan önce sezen,
Akan kalabalığın içinde adımlarını bana kıran bir derviş sabrı...
Saçımın telindeki yorgunluğu parmak uçlarında okuyan,
Hiçbir bahaneye sığınmadan şakağıma mühürlenen ansızın bir öpücük.
Ve belimde biriken bütün o kimsesizliği,
Tek bir kavrayışla kül eden bir dokunuş...
Büyük cümlelerin kibri lazım değil bana,
Şımarık tahtların kölesi olmaya gelmedim bu dünyaya.
Ruhumun kırıldığı yeri tek bir bakışıyla onaran,
Kendi derinliğinde demlenmiş, fırtınada yıkılmayan bir adam...
Rotası gözlerim olan,
Başka hiçbir kıyıya yanaşmayan,
Ve tek bir dokunuşuyla,
Dünyanın bütün uğultusunu dışarıda bırakan bir liman.