Liyakat
gizemli her dokunuşun büyüsü sarar da bedeni
zamanıdır diye gitmenin
buruk bir hüzne akıtır içindeki kederi
şimdi inandır beni
hangi iz hangi yol ayırır ki bizi
şimdi kandır kendini
sana ne büyük sevdalar vaat ettim
ne de uğruna kendimden vazgeçtim
hiç düşmedi ayaklarım yollarına öyle ya !
kırılsın mı şimdi ...
sen garip bir beste iken
güftesi hiç yazılmayan
doğrudur ;
tahayyül etmedim yokluğunun azametini
zaman fasılalarla azar azar tüketirken
ve damıtırken avuçlarında kalan hiçliği
şakağından vurulmuş hangi aşk esaretinden kurtulur ki
bu can çekişmelerin tesellisi muadilken ölüme
izansız her nefsin isyanı say bu hali
say ki kendinedir asiliği ; dizginleyemediği
gözlerinden düşerde bu aşkın asi kızı
düştüğü yerden her parçası sürer yine izini
oysa o kadar kırılgan ki;
sorgulanırken aşkının liyakati
şimdilerde;
her ağlayan başın yanına bir baş da ben oluyorum
her kanayan yürekle yürekçe kanıyorum
ve hangi darağacına assam bu sefil bedeni
bir korkak el koparıyor boynumdaki ilmeği
utanıyorum... ölmek bu kadar mı zor olay
yaşamaksa bu kadar ucuz ve kolay