Mardin Şehrengizi
Mardin'in güzel insanlarına...
I.
Mardin cennetten köşe, ülkemin gözbebeği
Buhari kumaşlarda nadidedir ipeği
Tarihinde gizlidir nice şerefler, şanlar
Gecenin gizemine şahittir kehkeşanlar
Geçmiş zamanın nabzı taş evlerinde atar
Gurbete düşenlerin gönlüne hüzün katar
Onunla uyanmalı cennetin sabahına
Vuslatı derman olur gönüllerin âh'ına
Kale'de donmuş zaman, çağırır bizi surlar
Gözümüzün önünden geçer kadim asırlar
Baharına, yazına; kışına kurban Mardin!
Bin yıllık toprağına, taşına kurban Mardin!
II.
Gün ufukta erirken sana nazar eyledim
Mardin çarşılarına vardım pazar eyledim
Roma'dan Osmanlı'ya, âh neler gördün neler!
Bir tarafın ağlarken öbür tarafın güler
Kuşatırsın zamanı, ebed ve ezelleri...
Gönül mihmanım olsun, Mardin'in güzelleri
Tasvir etmek ne mümkün taştan yapılarını
Yaban eller çalmasın gönül kapılarını
İnsanlık ağacının meyveli dalısın sen!
Kale'de dalgalanan bayrağın alısın sen!
Gönül sofralarında aşına kurban Mardin!
Yoluna can koyduğum başına kurban Mardin!
III.
Mardin, canfezam benim; ey mâzinin aynası!
Sıra gecelerinde silinir yürek pası
Türk'le Kürdün kardeşçe yaşadığı diyarsın
Altının külçe hâli, sen yirmi dört ayarsın
Kardeşlik türküsüsün, bağlamamda telsin sen!
Cansın bedenimizde, kim demiş ki elsin sen!
İstikbâle taşırsın mâzinin izlerini
Ufukların yansıtır aydınlık yüzlerini
Konuş Deyrulzafaran, sükûtun lisanıyla!
Mardin bir hafızadır, yaşanan her ânıyla
Telkâri ve hasırdan işine kurban Mardin!
Hissiyatın membaı döşüne kurban Mardin!
IV.
Mazıdağı, Midyat'a, Nusaybin'e ay düşer
Eşsiz güzelliğinden bizlere de pay düşer
Sarı kalker taş evler, bibloları andırır
Gurbete düşenleri hasret narı yandırır
İnsanlar sükût eder, konuşur taşın dili
Sabahın müjdecisi gecelerin kandili
Aynı havayı solur Türk, Kürt, Süryani, Arap
Bir yanda sunak taşı, öbür tarafta mihrap
Kadim medeniyetler mührünü vurmuş sana
Üstünden gelip geçen, hep selâm durmuş sana
Mavi gökte süzülen kuşuna kurban Mardin!
Hakikatin baş tacı, düşüne kurban Mardin!
V.
Gökler ağlayadurur şu Bulut Tepesi'nde
Hatıralar saklıdır dünün körebesinde
Dolunay gülümserken gecenin karasından,
Sımsıcak bir kan sızar yüreğin yarasından
Mâziden haber verir kartal yuvası kale
Bu gönül mektebinde kim kalmadı ikmale?
Yüzün güleçtir senin, gece değil neharsın
Karakışlardan geçen mevsimlerden baharsın
Mardin gönül kitabı, okuyana ne mutlu!
Al bayrağın altında yarınlardan umutlu...
Benzerini bulmak zor, eşine kurban Mardin!
Ömür boyu düştüğüm peşine kurban Mardin!
VI.
Asırlar evvel Mardin bu toprakta kurulmuş
Medeniyetin mührü taşlarına vurulmuş
Bir yanda Zinciriye, bir yanda Kasımiye
Beride Antik Dara, ötede Hatuniye
Güzellik şahikası, seni gören şaşırır
Dicle Nehri suyunu yatağından taşırır
Sen ki koyulaştırdın kardeşliğin demini
Seni anlatmak müşkül ey şehirler emini!
Nice taş işçisinin eli değmiş eline
Selâm Mezopotamya, selâm Mardin iline!
Leylâ'yı hatırlatan kaşına kurban Mardin!
Aydınlık yarınlara, koşuna kurban Mardin!
