Mavi Gözlü Devim
eski bir maviydi gözleri
kahrını suskunluğunda gizleyen
şehirli bir göçebeydi
Anka soylu kuşlar uçardı göğünde
kızınca, bir mavzer gibi patlar
susunca, taş gibi susardı
ne zaman duysa çocuk ölümlerini ve hayvana ilişenleri
yüzü acıyla gerilir hırsından ağlardı
biz görmeyelim diye pür telaş silerken yanaklarını
-iyiyim derdi -iyiyim…!
ama iyi olmazdı
ormana küsmüş sincap gibi bakışından bilirdim
bazen de bir bağlamanın tınısına kulak kesilir
“işte bu türküye bir cigara içilir evlat ” deyip
özenle sarardı tütünü
son nefesi gibi çekerken içine dumanı
sanki bütün acılarını dindirirdi
çığ düşmüş saçlarında tel tel hüzün
heybetli iri kıyım ellerinde ölçüsüz bir şefkat
göğsüne kırkikindi acılar gömmüş bir kanar dağdı
sesi gök gürültüsü gibi gürleyip
bakanın içini üşütse de o zemheri bakışları
iğde kokulu bir köy türküsüne ağlayacak kadar
yufka yürekliydi
b a b a m!
mavi gözlü dev'im
öldüğün gün beni de gömdüler toprağa
söyle
hangimiz ölü
hangimiz yetimiz şimdi