Mehtab Oldun
Çölde suya muhtaç bir garip Mecnun gibiydim
Kızıl kumdan gönlüme fışkıran bir ab oldun
Geceler sen kokuyor diye hep hüznü giydim
Kör karanlıklarıma aydınlık mehtab oldun
Ne zaman son bulacak gökle yaptığım ahtım?
Sarsılan bir dağ gibi devrildi yakut tahtım
Sen gelince boynunu büktü, riyakâr bahtım
Dünyamı tam ortadan ayıran sertab oldun
Kıpkızıl topraklarda eriyen bir çiçeğim
Seni görünce hayat saçar börtüm, böceğim
O güzel gözlerinden gökleri içeceğim
En umutsuz anımda var olan serab oldun
Her gece pencerene konan pırlanta kuştum
Senin için belki bir rüya, belki yokuştum
Yollarıma serptiğin ateşlerde tutuştum
Kim bilir, belki, sen de ben gibi harab oldun
Hecelerim, yerlerde sürüklenen karınca
Cümleler seni anıp da sonsuza varınca
Başımdaki periyi bir korkudur sarınca
Okunmayı bekleyen güzel bir kitab oldun
Tüm güzel çiçeklerin masumluk kokan yüzü
Gönlümün yemyeşil pak baharı, bazen güzü
Bazen de beni sarıp sarmalayan gökyüzü
Karanlığımı aydın kılan afitab oldun