Mezarlıklar Ülkesi
rüzgar kılıklı
henüz tılsımını toplamamış çocuklar var burada
beyoğluna çıkacaklarmış
ben orayı karıncaların yuvası zannederdim
öyle çok olurlardı ki bazen
uğultulara karışan yalnızlıklarımızın
bizi bizden uzaklaştıran kırıklarıyla buluşurduk
çok nasihat ettim dinlemediler
onlara mezarlıklar ülkesi dediğim
pierloti de çay içmelerini salık verdim
birbirinizi duyunca gözlerinizin içinde sevişen aşklar bulur
lacivert harelere şiir yazarsınız olur mu
dediğimde
babalık orada ne balık pazarı var
ne de cumhuriyet meyhanesi
galata dan aşağı yüksek kaldırım
nede yıldırımlar gibi akıp giden silinmişlerin sahnesi
var dediklerinde
bu çaresizliğimi pek tabii
uzamış bir peygamberin ağaçlar içinde şiir okumasına benzettim
kırılmadım
bira ve şarap haricinde kendileri ile kaynaşabileceğimi
aslında aynı gökyüzünün altında
farklı hissedişlerin olabileceğini
ve saygıya değer bir istekle eşlik edebileceğimi tekrarladığımda
gülüştüler
abi taksimde çay yok ki.