Müebbet Yalnızlık
Mevsimlerin adını unuttu bu Ṣehir
Takvimler hangi ayı gösterirse göstersin
İçimde fırtınası sönmeyen
Bir aralık kalıyor hep
Sırf sana benziyor diye
Gökyüzünün o en karanlık
En kimsesiz anında
Dolaşıyorum hatıraların içinde
Ayak seslerim bile senden kalma bir ezgi
Avuçlarımda biriktirdiğim çocuksu neşeyi
Sokak lambalarının altına savurdum
Belki gölgen geçer de
Basarsın üstüne diye
Ama ne zaman bir umuda uzansam
Parmak uçlarımdan başlayan
O tanıdık ayaz
Göğsümün tam ortasına oturuyor yeniden
Herkes bahardan bahsederken
Benim içimde buz tutuyor
En kuytu nehirler
Söylesene,..
Hiç düşüyor muyum
Aklının çıkmaz sokaklarına?
Sol yanına ince bir sızı gibi
Misafir oluyor mu adımı unuttuğun anlar?
Hani derdin ya
"Bu kaderin bana en zarif cezası sensin" diye
Şimdi ne ceza kaldı geriye
Ne de o zarafet
Sadece omuzlarımda taşıdığım
Koca bir boşluk
Ve her köşebaşında sana çarpan
Bu yorgun ruh
Artık susuşlarım da senin dilinden
Cümlelerimi kaybettiğim
O büyük boşluk da
Yine de bil,..
Olur da,..
Ansızın bir çaresizlik çökerse omuzlarına
Kalabalıkların içinde ansızın üşürse için
Ve tam o anda
Yabancı bir esinti
Gelip usulca dokunursa saçlarına
Gözlerini kapat ve nefesini tut
Sakın dağıtmaya çalışma o sessizliği
O uzaklardan sana yürüyen benim
sevay
